İçeriğe geç
AC

Ayıp İddiası ve Sözleşme Yorumu: Görevli Mahkeme, Yetki Sözleşmesi ve İhbar Külfeti

7 Haziran 2026 Borçlar Hukuku 3 dk okuma 90 görüntülenme Son güncelleme: 5 Ağustos 2026

Teslim edilen mal ya da yapılan iş beklentiyi karşılamadığında tartışma hızla "sözleşme ne diyor" sorusuna gelir. Ancak bu sorunun cevabını verecek makamı seçmek başlı başına bir aşamadır. Ayıp uyuşmazlıklarında görev, yetki ve ihbar külfeti üçlüsü doğru kurulmazsa, haklı bir iddia bile esasa girilmeden değerlendirme dışı kalabilir.

Önce ilişkinin türünü belirleyin

Aynı ayıp iddiası, tarafların sıfatına göre üç farklı yola gider:

  • İki taraf da tacir ve iş ticari işletmeyle ilgiliyse: Uyuşmazlık asliye ticaret mahkemesinde görülür.
  • Alıcı tüketici konumundaysa: Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun devreye girer; parasal sınıra göre tüketici hakem heyeti veya tüketici mahkemesi yetkilidir.
  • Taraflar tacir değil ve tüketici işlemi de yoksa: Genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi devrededir.

Görev kamu düzenindendir; yanlış mahkemede açılan dava, karşı taraf hiç itiraz etmese bile görevsizlikle sonuçlanır.

Genel yetki ile ifa yeri arasındaki tercih

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki genel kural, davanın davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılmasıdır. Sözleşmeden doğan davalarda ise buna ek olarak sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de seçilebilir. İfa yeri sözleşmede açıkça yazılmamışsa, borcun niteliğine göre belirlenir; teslim yeri, montaj yeri veya hizmetin görüldüğü yer bu değerlendirmede öne çıkar. Bu seçim yalnızca pratik kolaylık değildir: keşif ve bilirkişi incelemesinin yapılacağı yerle davanın görüldüğü yerin örtüşmesi, yargılama süresini doğrudan kısaltır.

Yetki sözleşmesi ne zaman bağlar?

Sözleşmelerin son maddesine yerleştirilen "… mahkemeleri yetkilidir" kaydı her ilişkide geçerli değildir. Bu tür yetki anlaşmaları, ancak tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında ve kesin yetki hâllerinin bulunmadığı uyuşmazlıklarda hüküm doğurur. Taraflardan biri tüketici ise böyle bir kayıt onu bağlamaz. Ayrıca yetki sözleşmesinin, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkiyi ve yetkili mahkemeyi açıkça göstermesi beklenir.

Muayene ve ihbar: usulün maddi hakka dönüştüğü nokta

Ayıp iddiasında en kritik eşik mahkemede değil, teslim anında aşılır. Ticari alım satımda alıcının malı gözden geçirmesi ve tespit ettiği ayıbı gecikmeksizin satıcıya bildirmesi beklenir. Açıkça görülebilen bir ayıp süresinde bildirilmezse, mal kabul edilmiş sayılabilir. Gizli ayıpta ise bildirim, ayıbın ortaya çıktığı ana bağlanır. Bu nedenle:

  1. Teslim tutanağı, sevk irsaliyesi ve teslim tarihi eksiksiz saklanmalıdır.
  2. İhbar, ispat gücü olan bir yolla (noter ihtarnamesi, kayıtlı elektronik posta) yapılmalıdır.
  3. İhbarda ayıp somut olarak tarif edilmeli, genel memnuniyetsizlik ifadeleriyle yetinilmemelidir.
  4. Seçimlik haklardan hangisinin kullanıldığı açıkça belirtilmelidir.

Delil tespiti neden dava açmadan önce istenir?

Ayıplı ürün kullanıldıkça değişir, tamir edilirse iz kaybolur, iade edilirse elden çıkar. Dava açılmadan önce yapılacak delil tespiti talebi, malın o andaki hâlini bilirkişi eliyle kayıt altına alır ve sonraki yargılamada tartışmanın zeminini sabitler. Tespit talebi, taşınırın bulunduğu yer mahkemesinden de istenebilir.

Bu değerlendirmeler genel bilgilendirme amaçlıdır. Sözleşme metni, tarafların sıfatı ve ayıbın niteliği hem görevli mahkemeyi hem de kullanılabilecek hakları değiştirdiğinden, ihbar yapılmadan önce hukuki destek alınması sonucu belirgin şekilde etkiler.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla