Sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat taleplerinde dosyanın kaderi çoğu zaman esasa hiç girilmeden belirlenir: hangi mahkemenin görevli olduğu ve arabuluculuğa usulüne uygun başvurulup başvurulmadığı. Aşağıdaki değerlendirme, Türk Borçlar Kanunu kapsamındaki tazminat talepleri bakımından görev–yetki denetimini ve usule aykırı işlem riskini merkeze alır.
Önce Uyuşmazlığın Hukuki Niteliği
Aynı tazminat talebi, tarafların sıfatına göre farklı mahkemelerin önüne gider. Talep iki tacir arasındaki ve her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren bir sözleşmeden kaynaklanıyorsa dava ticari nitelik taşır ve asliye ticaret mahkemesinde görülür. Karşı taraf tüketici sıfatıyla hareket etmişse tüketici mahkemesi devreye girer. Bunların dışında kalan adi sözleşme ilişkilerinde genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Görev kuralı kamu düzenindendir; yanlış mahkemede açılan dava esastan değil, görevsizlik kararıyla sonuçlanır.
Arabuluculuk Dava Şartı mı, Seçimlik mi?
Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda ve tüketici uyuşmazlıklarının önemli bir bölümünde arabuluculuk dava şartıdır. Dava şartı olan bir uyuşmazlıkta arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açılması, dilekçenin esası incelenmeden usulden reddine yol açar. Buna karşılık kapsam dışında kalan adi sözleşme ilişkilerinde taraflar 6325 sayılı Kanun çerçevesinde arabuluculuğa iradi olarak gidebilir; bu halde son tutanak, dava şartı denetimine değil uzlaşma iradesinin ve müzakere edilen kalemlerin ispatına hizmet eder.
Yetki Analizinde İkili Seçenek
Genel kural davalının yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m.6). Sözleşmeden doğan davalarda ise sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de seçimlik olarak yetkilidir; ifa yerinin sözleşmede açıkça yazılmadığı hallerde borcun niteliğine göre ayrı bir yorum tartışması doğar. Tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında usulüne uygun düzenlenmiş yazılı yetki sözleşmesi varsa bu, çoğu zaman seçim serbestisini ortadan kaldırır. Yetki itirazı ilk itiraz niteliğinde olduğundan, davalının cevap dilekçesinde bu itirazı yöneltmemesi yetkiyi tartışılmaz hale getirir.
Sık Görülen Usule Aykırı İşlemler
- Arabuluculuk başvurusunun dava dilekçesindeki taraflardan farklı kişi veya unvan adına yapılması
- Son tutanaktaki uyuşmazlık konusu ile dava dilekçesindeki talep kaleminin örtüşmemesi
- Islahla artırılan alacak bakımından dava şartının ayrıca değerlendirilmemesi
- Yetki sözleşmesinin geçerlilik koşullarının hiç denetlenmemesi
- Temsil yetkisinin arabuluculuk oturumunda belgeyle ortaya konmaması
Görevsizlik veya Yetkisizlik Kararı Çıkarsa
Bu tür bir karar verildiğinde dosya kendiliğinden doğru mahkemeye gitmez; kanunda öngörülen süre içinde başvuruyla gönderilmesi talep edilmelidir. Süre kaçırıldığında dava açılmamış sayılır ve arabuluculuk sürecinin zamanaşımına ilişkin sağladığı avantaj da tartışmalı hale gelir. Bu nedenle kararın tebliğ tarihi ilk günden itibaren ayrı bir takip kalemi olarak işlenmelidir.
Bu açıklamalar genel çerçeveyi tanıtmayı amaçlar. Sözleşme metnindeki özel hükümler görev ve yetki sonucunu değiştirebileceğinden, dava öncesinde dosyanın bir hukukçuyla birlikte incelenmesi yerinde olur.