İçeriğe geç
AC

Zamanaşımı Def'i ve Arabuluculuk Süreci: Görev, Yetki ve Sürenin Durması

12 Haziran 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 80 görüntülenme Son güncelleme: 5 Ağustos 2026

Sözleşmeden doğan alacaklarda zamanaşımı, çoğu zaman davanın esasından önce sonucu belirleyen teknik bir eşiktir. Dava şartı arabuluculuğun yaygınlaşmasıyla birlikte bu eşik daha da hassaslaşmıştır: başvurunun zamanı, sürenin durup durmayacağını doğrudan etkiler. Bu rehber, zamanaşımı ile arabuluculuk sürecinin kesişimini ele alır.

Süre Rejimini Doğru Kurmak

TBK, alacaklar için genel bir zamanaşımı süresi öngörmenin yanında kira bedeli, ücret ve dönemsel edimler gibi belirli alacak türleri için daha kısa özel süreler düzenler. Bir uyuşmazlıkta birden çok talep kalemi varsa, hepsinin aynı süreye tabi olduğu varsayımı hatalı sonuç verir. İlk yapılacak iş, talep kalemlerini ayrıştırıp her biri için sürenin başlangıç anını — muacceliyet tarihini — ayrı ayrı belirlemektir.

Arabuluculuğun Süreye Etkisi

Arabuluculuk sürecinde, büroya başvuru ile son tutanağın düzenlenmesi arasında geçen sürede zamanaşımının durduğu, hak düşürücü sürelerin ise işlemediği kabul edilir. Bu koruma, sürecin usulüne uygun başlatılmış olmasına bağlıdır; yanlış büroya yapılan ya da karşı tarafın hatalı gösterildiği başvurularda tartışma doğabilir. Son tutanağın tarihi, sonraki dava süresinin hesabında kritik bir veri olduğundan tutanağın eksiksiz düzenlenmesi ve saklanması gerekir.

Def'i Olarak İleri Sürme Zorunluluğu

  • Zamanaşımı hâkim tarafından resen dikkate alınmaz; süresinde def'i olarak ileri sürülmelidir.
  • Def'inin cevap dilekçesinde ileri sürülmemesi hâlinde sonradan ileri sürme imkânı sınırlıdır.
  • Borçlunun borcu ikrar etmesi veya ödeme yapması süreyi kesebilir; bu nedenle yazışmaların dili önem taşır.
  • Islah yoluyla artırılan kısım bakımından zamanaşımı ayrıca değerlendirilir.
  • Hak düşürücü süre ile zamanaşımı birbirinden farklıdır; ilkinde def'i ileri sürülmesine gerek yoktur.

Görev ve Yetkinin Belirlenmesi

  1. Uyuşmazlık ticari dava niteliğindeyse asliye ticaret, tüketici işlemi niteliğindeyse tüketici mahkemesi görevlidir; aksi hâlde genel görevli asliye hukuk mahkemesine başvurulur.
  2. Genel yetki kuralı davalının yerleşim yeri mahkemesidir.
  3. Sözleşmeden doğan davalarda, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de seçimlik olarak yetkilidir.
  4. Yetki sözleşmesi yalnızca kanunda sayılan kişiler arasında ve belirli koşullarla geçerlidir.
  5. Arabuluculuk başvurusunun yapılacağı büro, dava açılacak mahkemenin yetki alanına göre belirlenir.

Yanlış Merci ve Kaybolan Süre

Görevsiz veya yetkisiz mahkemede açılan dava bakımından kanun, belirli koşullarla dosyanın gönderilmesi imkânı tanır; ancak süresinde talep edilmemesi hâlinde dava açılmamış sayılabilir. Bu ihtimalde, ilk davanın açılmasıyla kesilen zamanaşımının akıbeti ayrı bir tartışma konusudur. Bu nedenle görev ve yetki incelemesi, dilekçe yazımından önce tamamlanmalıdır.

Sözleşmenin türü, tarafların sıfatı ve alacağın niteliği hesap sonucunu değiştirebileceğinden, buradaki açıklamalar yol gösterici niteliktedir. Süre sonuna yaklaşan bir alacakta, başvuru yapılmadan önce hukuki değerlendirme alınması hak kaybını önlemede belirleyici olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla