Tazminat davalarında sonucu belirleyen şey çoğu zaman zararın büyüklüğü değil, zararın nasıl ispatlandığıdır. Türk Borçlar Kanunu sorumluluğun koşullarını belirlerken, Hukuk Muhakemeleri Kanunu bu koşulların hangi delillerle ortaya konabileceğini düzenler. Bu rehber, delil ekseninde ilerleyen tazminat dosyalarında usul kaynaklı hak kayıplarını konu alır.
Üç Unsuru Ayrı Ayrı İspatlamak
Sorumluluğun doğması için zarar, kusur ve illiyet bağının birlikte bulunması gerekir. Uygulamada dilekçeler çoğunlukla zarar kalemlerini ayrıntılandırırken illiyet bağını varsayım olarak bırakır. Oysa karşı taraf savunmasını genellikle tam da bu halkaya yöneltir. Her unsur için ayrı bir delil başlığı açılması, dosyanın denetlenebilirliğini artırır.
Yazılı Delil Kuralı ve İstisnaları
Belirli bir tutarı aşan hukuki işlemlerin senetle ispatı kuralı, tazminat dosyalarında sıkça gözden kaçar. Sözleşmeye dayanan taleplerde bu kural doğrudan işlerken, haksız fiilden doğan taleplerde her tür delille ispat mümkündür. Talebin hangi kaynağa dayandığı belirsiz bırakıldığında, dinlenmesi istenen tanık delili reddedilebilir. Delil başlangıcı sayılabilecek bir belge bulunup bulunmadığı da baştan araştırılmalıdır.
Belirsiz Alacak mı, Kısmi Dava mı?
- Zararın miktarı davanın açıldığı anda hesaplanabiliyor mu?
- Hesaplama karşı tarafın elindeki kayıtlara mı bağlı?
- Faiz başlangıcı hangi tarihe göre isteniyor?
- Islah ihtimali için harç ve süre planı yapıldı mı?
Bu sorular yanıtlanmadan seçilen dava türü, sonradan hukuki yarar tartışması veya zamanaşımı def'i ile karşılaşabilir.
Bilirkişi Raporuna İtirazın Zamanı
Rapora itiraz için tanınan süre kısadır ve itirazın teknik olarak gerekçelendirilmesi beklenir. Rapordaki hangi verinin hangi belgeyle çeliştiği sayfa ve satır düzeyinde gösterilmeli; ek rapor mu yoksa yeni heyet mi istendiği açıkça belirtilmelidir. Süresinde yapılmayan itiraz, rapordaki hataların hükme esas alınması sonucunu doğurur.
Zamanaşımını Kesen ve Durduran Hâller
Dava açılmadan önce yapılan ihtar tek başına zamanaşımını kesmeyebilir; buna karşılık borcun ikrarı, kısmi ödeme veya icra takibi farklı sonuç doğurur. Tüketici işlemlerinden doğan taleplerde ayrıca özel düzenlemelerin devreye girebileceği gözden kaçırılmamalıdır.
Somut olayın sözleşme metni ve zarar kalemleri değerlendirmeyi değiştirebileceğinden yukarıdaki açıklamalar genel çerçeveyle sınırlıdır. Dava türünü seçmeden önce hukuki görüş alınması yararlı olur.