Borçlar hukukunda zamanaşımı, alacağın varlığını değil dava yoluyla istenebilirliğini etkileyen bir savunmadır. Türk Borçlar Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu birlikte okunduğunda, def'inin ne zaman ve nasıl ileri sürüldüğü çoğu kez alacağın kendisi kadar belirleyici olur. Sözleşmenin nasıl yorumlandığı ise sürenin hangi tarihte işlemeye başladığını doğrudan değiştirir.
Sürenin Başlangıcını Sözleşme Belirler
Aynı metin, taksitli bir edim mi yoksa tek bir muaccel borç mu öngörüyor sorusu, zamanaşımı hesabının tamamını değiştirir. Vade, ihtar şartı, temerrüt anı ve karşılıklı edimlerin sırası sözleşmeden çıkarılır. Bu nedenle def'i hazırlanırken önce takvim değil, sözleşmenin kendisi okunmalıdır. Ek protokoller, teyit yazışmaları ve fatura kabulleri de yorumun parçasıdır.
Def'i İleri Sürerken Gözden Kaçan Noktalar
- Def'inin usulüne uygun aşamada ileri sürülmemesi ve sonradan dinlenmemesi riski
- Zamanaşımını kesen bir işlemin (kısmi ödeme, borcun ikrarı, takip) fark edilmemesi
- Her alacak kalemi için ayrı süre işleyebileceğinin gözden kaçırılması
- Def'i ile itirazın birbirine karıştırılması ve talep sonucunun bulanıklaşması
- Karşı tarafın dürüstlük kuralına dayalı savunmasına karşı hazırlık yapılmaması
Sözleşme Yorumunda İzlenecek Sıra
- Metnin lafzı, taraf iradesi ve sözleşmenin amacı ayrı başlıklarda tespit edilir.
- Sözleşme öncesi görüşme kayıtları ile sonraki uygulama biçimi karşılaştırılır.
- Genel işlem koşulu niteliğindeki hükümler ayrıca işaretlenir.
- Belirsiz kalan noktalar için yorum kuralları sıraya konur.
- Her yorum alternatifinin zamanaşımı takvimine etkisi ayrı ayrı hesaplanır.
İki Yönlü Hazırlık
Alacaklı tarafta çalışıyorsanız, zamanaşımının kesildiğini gösteren belgeler dilekçeye baştan eklenmelidir; savunma geldikten sonra aranan belge çoğu kez geç kalır. Borçlu tarafta ise def'i tek başına yeterli görülmemeli, esasa ilişkin savunmalar da terditli biçimde korunmalıdır. Tek savunmaya yaslanan dilekçe, def'inin reddi hâlinde dosyayı savunmasız bırakır.
Tüketici İşlemi Söz Konusuysa
Sözleşmenin bir tarafı tüketici ise Tüketici Korunması Hakkında Kanun kapsamındaki koruyucu hükümler devreye girer ve haksız şart denetimi gündeme gelir. Bu durumda uyuşmazlığın hangi merci önünde görüleceği de değişebileceğinden, yargı yolu tespiti def'i tartışmasından önce yapılmalıdır.
Yukarıdaki çerçeve genel bilgilendirme amacı taşır. Süre başlangıcı ve kesilme hâlleri her sözleşmede farklı işlediğinden, dilekçe verilmeden önce metnin bir hukukçu tarafından incelenmesi tavsiye edilir.