İçeriğe geç
AC

Ayıplı İfa ve Sözleşme Yorumu: İspat Yükü ile Sulh-Dava Dengesi

19 Mayıs 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 74 görüntülenme Son güncelleme: 8 Ağustos 2026

Ayıp iddiasıyla açılan uyuşmazlıkların önemli bir bölümü, ayıbın gerçekten var olup olmadığından değil, sözleşme metninin nasıl okunacağından doğar. Türk Borçlar Kanunu ayıba karşı tekeffül hükümlerini düzenlerken, tarafların iradesine geniş bir alan bırakır; bu da aynı olayda iki farklı sonucun savunulabilmesine yol açar. Bu yazı, sözleşme yorumu tartışmalı olduğunda ispat yükünün nasıl taşınacağına ve sulh ile dava arasındaki tercihe odaklanmaktadır.

Önce Yorum, Sonra Ayıp

Bir edimin ayıplı olduğunu söyleyebilmek için, sözleşmenin o edimden ne beklediğini ortaya koymak gerekir. Metinde teknik şartname, numune, katalog veya satış öncesi yazışmalara atıf varsa, bunlar sözleşmenin bir parçası sayılır ve ayıbın ölçüsünü belirler. Uygulamada en çok atlanan nokta, sözleşme öncesi e-postaların ve teklif metinlerinin dosyaya hiç konulmaması; oysa taraf iradesini gösteren en açık kaynak çoğu zaman bu yazışmalardır.

İspat Yükü Kimin Üzerinde?

Genel kural, iddia edenin iddiasını ispatla yükümlü olmasıdır. Ancak ayıp uyuşmazlıklarında yük, ayıbın açık mı gizli mi olduğuna, ifanın ne zaman gerçekleştiğine ve alıcının tacir sıfatını taşıyıp taşımadığına göre farklı biçimlerde dağılır. Tüketici sıfatının bulunduğu ilişkilerde Tüketici Kanunu, satıcı aleyhine işleyen ayrı bir denge kurar. Bu nedenle dosyanın ilk gününde yapılması gereken, tarafların sıfatını netleştirmektir; çünkü sıfat değiştiğinde ispat düzeni de baştan değişir.

Muayene ve İhbar Kaydının Kritik Değeri

Ayıbın süresinde bildirildiğini gösteremeyen taraf, esasa ilişkin en güçlü teknik raporu sunsa bile sonuç alamayabilir. Bu yüzden bildirimin tarih ve içerik olarak kanıtlanabilir bir kanaldan yapılması gerekir. Telefon görüşmesiyle iletilen şikâyetler sonradan tartışma yaratır; yazılı kanal her zaman daha güvenlidir.

  • Teslim tutanağı ve teslim anındaki fotoğraf kayıtları
  • Ayıbın fark edildiği tarihi gösteren servis veya arıza kaydı
  • Karşı tarafa yapılan bildirimin tarihini doğrulayan belge
  • Onarım denemelerine ilişkin yazışmalar
  • Bağımsız teknik değerlendirme veya delil tespiti dosyası

Sulh mü Dava mı: Sayılarla Bakmak

Bu tercihi duygusal değil hesaplanabilir hale getirmek mümkündür. Talep edilen bedel, bilirkişi ve yargılama giderleri, sürecin öngörülen uzunluğu ve karşı tarafın ödeme gücü yan yana konulduğunda, uzlaşmanın makul aralığı kendiliğinden belirir. Buradaki asıl risk, tarafın uzun süre görüşme yürütüp sonunda dava açmaya karar vermesi ve bu arada bildirim veya zamanaşımı bakımından zeminini kaybetmesidir. Görüşmelerin süresini baştan sınırlamak ve süre koruyucu adımları ayrıca planlamak bu riski büyük ölçüde giderir.

Yukarıdaki değerlendirmeler genel niteliktedir. Sözleşmenizin lafzı, sektörel teamüller ve ifanın gerçekleştiği koşullar sonucu doğrudan etkiler; adım atmadan önce metnin bütün olarak incelenmesi gerekir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla