Teslim edilen mal ya da yapılan iş sözleşmede vaat edilenden saptığında tartışma çoğu zaman iki katmanda yürür: ayıbın gerçekten var olup olmadığı ve sözleşmenin bu sapmaya ne anlam yüklediği. TBK genel hükümleri, tüketici tarafın bulunduğu ilişkilerde TKHK ve ispat bakımından HMK birlikte okunmadığında, teknik olarak haklı olan taraf usulî nedenlerle sonuç alamayabilir. Bu rehber, ayıp iddiasını sözleşme yorumu üzerinden kurmanın ve süre riskini yönetmenin pratiğine odaklanıyor.
Ayıbın Ölçüsü Önce Sözleşme Metninde Aranır
Bir özelliğin ayıp sayılıp sayılmayacağı soyut bir kalite tartışması değildir; sözleşmede tanımlanan nitelik, kullanım amacı ve tarafların yazışmalarda ortaya koyduğu beklenti üzerinden belirlenir. Teknik şartname, numune, ürün açıklaması, tanıtım metni ve sipariş formu bu nedenle sözleşmenin eki gibi ele alınmalıdır. Vaat edilen nitelik belgeye bağlanmışsa tartışma büyük ölçüde tespit meselesine iner; bağlanmamışsa yorum kuralları devreye girer ve dürüstlük kuralı ile işin niteliği ön plana çıkar.
Muayene ve Bildirim Yükü Sessizce İşler
Ayıp iddiasında en sık kaybedilen nokta, ürünün teslim alınmasından sonra makul sürede incelenmemesi ve bildirimin yapılmamasıdır. Gözle görülür ayıplarda bildirim gecikirse malın kabul edilmiş sayılması riski doğar. Gizli ayıplarda ise sürenin başlangıcı ayıbın ortaya çıktığı andır; bu anın nasıl belgelendiği tartışmanın kaderini belirler. Bildirimin içeriği de önemlidir: hangi eksikliğin, hangi tarihte, hangi kullanım koşulunda görüldüğü yazılmalıdır.
Seçimlik Haklar ve Yorumun Etkisi
- Sözleşmeden dönme: ayıbın işlevi bütünüyle ortadan kaldırdığı hâllerde gündeme gelir
- Bedelde indirim: kullanım sürüyorsa çoğunlukla en gerçekçi kalemdir
- Ücretsiz onarım: yinelenen arızalarda kayıt tutulmadıkça tekrar tekrar aynı noktaya dönülür
- Ayıpsız misliyle değişim: stok ve model sürekliliğine bağlı olduğundan alternatifle birlikte istenmelidir
Yazışmayı Delile Dönüştürmek
Elektronik posta, mesaj kayıtları ve servis fişleri tek başına değil, kronolojik bir dizi hâlinde anlam kazanır. Her belgenin tarihi, göndereni ve neye cevap olduğu bir tabloda işaretlendiğinde, karşı tarafın ayıbı zımnen kabul ettiği ifadeler görünür hâle gelir. İhtarname gönderilecekse talebin hangi seçimlik hakka dayandığı açıkça yazılmalı, sonradan yön değiştirme ihtiyacı için ihtiyatî ifadeler kullanılmalıdır.
Süre Riskini Yönetmenin Basit Kuralı
Ayıp iddiasında iki ayrı takvim vardır: bildirim için tanınan kısa süre ve talebin dava yoluyla ileri sürülebileceği süre. İkisi birbirinin yerine geçmez. Teslim tarihi, ilk arıza tarihi, servis kayıtları ve bildirim tarihi aynı sayfada tutulduğunda hangi hakkın hâlâ kullanılabilir olduğu görülür.
Yukarıdaki çerçeve yol gösterici olmakla birlikte her sözleşmenin dili kendine özgüdür. Talep yöneltmeden önce metnin ve yazışmaların bütün hâlinde incelenmesinde yarar vardır.