Ayıp iddiasında dosyanın kaderini belirleyen şey çoğu zaman ayıbın varlığı değil, talebin nasıl hesaplandığıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu seçimlik haklar sunar; hangi hakkın kullanıldığı belirlenmeden yazılan bir ihtar, sonradan talep değiştirme tartışmasına yol açar. Bu nedenle hesap, dilekçeden önce kurulmalıdır.
Önce Seçimlik Hakkı Belirleyin
Sözleşmeden dönme, bedelde indirim, ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değişim; bunların her biri farklı bir hesap mantığı doğurur. Dönmede iade ve masraf kalemleri; indirimde ayıplı ve ayıpsız değer arasındaki fark; onarımda ise yapılan gider ve kullanım kaybı öne çıkar. Aynı dilekçede bu hakların hepsinin yan yana yazılması, talebi belirsiz hâle getirir.
Muayene ve Bildirim Zincirini Belgelemek
Karşı tarafın ilk savunması genellikle ayıbın süresinde bildirilmediği yönünde olur. Bu savunmayı etkisizleştiren şey, teslim ile bildirim arasındaki zincirin belgelenmesidir: teslim tutanağı, ilk arıza kaydı, servis fişi, yazışmalar ve varsa tespit raporu. Gizli ayıplarda ise ayıbın ortaya çıktığı anın ne zaman olduğunu gösteren kayıt belirleyicidir.
Tazminat Kalemlerini Ayrıştırarak Yazmak
- Ayıbın giderilmesi için yapılan doğrudan giderler
- Ayıpsız ve ayıplı değer arasındaki fark
- Kullanımdan yoksun kalma nedeniyle doğan zarar
- Tespit, nakliye ve rapor giderleri
- Temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiz talebi
Her kalemin dayandığı belge, kalemin hemen yanında gösterildiğinde bilirkişi incelemesi hızlanır ve karşı tarafın itirazı daraltılır.
Delil Tespiti ile Zaman Kazanmak
Ayıbın niteliği zamanla değişebiliyorsa, dava açılmadan önce mahkemeden delil tespiti istenmesi dosyanın en kritik adımıdır. 6100 sayılı HMK bu imkânı tanır ve tespit sırasında alınan rapor, sonraki yargılamada tartışmanın zeminini oluşturur. Ürün onarıma gönderilmeden veya iş yeniden yaptırılmadan önce bu adımın atılması gerekir; aksi hâlde ayıbın kanıtı fiilen ortadan kalkar.
Sulh Teklifini Ölçmek
Satıcı veya yüklenici çoğu zaman kısmi bir ödeme önerir. Bu teklif değerlendirilirken karşılaştırma, talep edilen toplam değil, ispat edilebilir kalemlerin toplamı üzerinden yapılmalıdır. Tüketici sıfatının bulunduğu ilişkilerde 6502 sayılı Kanun'un sağladığı ek imkânlar da bu hesaba dâhil edilmelidir. Sulh metninde "tüm talepler" ibaresi kullanılacaksa, henüz ortaya çıkmamış zararların kapsam dışında bırakılıp bırakılmadığı açıkça yazılmalıdır.
Buradaki çerçeve genel bir yol haritasıdır. Sözleşmenin türü, tarafların sıfatı ve ayıbın niteliği hesabı doğrudan değiştirdiğinden, talebin somut belgeler üzerinden kurulması yerinde olur.