Aynı olay bazen iki farklı hukuki sebeple ileri sürülebilir: taraflar arasında bir sözleşme varsa sözleşmeye aykırılık, yoksa ya da sözleşme dışına taşan bir zarar doğmuşsa haksız fiil. Bu tercih masum bir tercih değildir; zamanaşımı, ispat yükü ve görevli mahkeme buna göre değişir. Rehber, sözleşme yorumu tartışmasında delil sırasını ve görev hatasının nasıl önleneceğini ele alır.
Aynı Olayın İki Hukuki Sebebi
Türk Borçlar Kanunu sözleşmeden doğan sorumluluk ile haksız fiil sorumluluğunu ayrı düzenler. Sözleşme kolunda borçlunun kusursuzluğunu ispatlaması beklenirken, haksız fiil kolunda kusurun varlığını zarar gören ortaya koyar. Bu fark, delil planını baştan belirler. Talep dilekçesinde her iki sebebe birlikte dayanılabilir; ancak hangisinin asıl, hangisinin yedek olduğu açıkça yazılmalıdır.
Sözleşme Yorumunda Delil Sırası
Sözleşme metni tartışmalı hâle geldiğinde inceleme belirli bir sıra izler. Önce sözleşmenin lafzı, sonra tarafların gerçek ve ortak iradesi araştırılır. Bu iradeyi gösteren malzeme çoğu zaman sözleşmenin dışındadır:
- Sözleşme öncesi teklif, şartname ve e-posta trafiği
- Taslak sürümler ve üzerinde yapılan değişiklikler
- Sözleşme sonrası fiilî uygulama, yani tarafların kendi metnini nasıl uyguladığı
- Ödeme, teslim ve kabul belgeleri
- Aynı taraflar arasındaki önceki işlemlerde yerleşmiş uygulama
Belirsiz ifadeler bakımından, metni kaleme alan tarafın aleyhine yorum yapılması yaklaşımı özellikle genel işlem koşullarında öne çıkar.
Haksız Fiil Kolunda İspatın Ağırlığı
Haksız fiilde dört unsurun birlikte gösterilmesi gerekir: hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı. Uygulamada dosyaların çoğu zarar kaleminin belgelenememesi nedeniyle zayıflar. Fatura, ekspertiz, onarım kaydı, gelir kaybını gösteren mali tablo gibi belgeler toplanmadan açılan davada, hesaplama tümüyle bilirkişinin takdirine bırakılmış olur.
Görev Hatası: Ticaret mi, Tüketici mi, Genel Mahkeme mi?
Bu alanda en sık yaşanan mercii hatası görev konusundadır. Uyuşmazlığın tarafları tacir ve iş ticari işletmeyle ilgiliyse asliye ticaret mahkemesi devreye girer. Karşı taraf tüketici sıfatındaysa 6502 sayılı Kanun kapsamındaki yol izlenir ve parasal sınıra göre tüketici hakem heyeti ile tüketici mahkemesi arasında ayrım yapılır. Yanlış mahkemede geçen süre, görevsizlik kararının ardından yeniden başvuru zorunluluğu doğurur; bu arada zamanaşımı savunması güçlenebilir. Ticari davalarda arabuluculuğun dava şartı olması da atlanmaması gereken bir ön adımdır.
Dava Öncesi Kontrol
Dilekçe yazılmadan önce şu üç soru netleştirilmelidir: talep hangi sebebe dayanıyor, bu sebebe göre süre ne zaman doldu, uyuşmazlık hangi mahkemenin görev alanına giriyor. Bu üç sorunun yazılı yanıtı, dosya boyunca strateji değiştirmeyi de kolaylaştırır.
Buradaki değerlendirmeler genel niteliktedir. Sözleşme hükümleri ve tarafların sıfatı sonucu tümüyle değiştirebileceğinden, somut metin üzerinden mesleki inceleme yaptırılması önerilir.