Ticari nitelikteki para alacağı ve tazminat uyuşmazlıklarında arabuluculuk, dava açılmasının ön koşuludur. Buna rağmen taraflar süreci çoğu zaman geçilmesi gereken bir formalite olarak görür ve masaya hazırlıksız oturur. Oysa TBK çerçevesinde kurulan sözleşmenin ihlalinden doğan uyuşmazlıkta arabuluculuk, hem hızlı çözüm hem de dava aşamasına dönük bir hazırlık imkânıdır.
Görüşme Öncesinde Alacağın Netleştirilmesi
Arabuluculukta pazarlık, ancak talep rakama bağlandığında anlamlı olur. Bu nedenle görüşmeden önce alacak kalem kalem hesaplanmalıdır.
- Asıl alacak, işlemiş faiz ve varsa cezai şart ayrı ayrı gösterilmeli
- Sözleşmede kararlaştırılan ödeme takvimi ile fiilî ödemeler karşılaştırılmalı
- Ayıplı ya da eksik ifa iddiası varsa buna dair tespit ve yazışmalar hazır olmalı
- Karşı tarafın takas ya da mahsup iddiasında bulunabileceği kalemler önceden hesaplanmalı
Temsil ve Yetki Riski
Uygulamada anlaşmayı boşa çıkaran en yaygın kusur, masada karar verme yetkisi olmayan bir temsilcinin bulunmasıdır. Tüzel kişi taraflarda imza yetkisinin kapsamı ve vekâletnamenin arabuluculukta anlaşma yetkisini içerip içermediği önceden kontrol edilmelidir. Yetkisiz temsille kurulan anlaşma, sonradan tartışmaya açılır ve kazanılan zaman kaybedilir.
Anlaşma Belgesinin İcra Kabiliyeti
Arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen anlaşma belgesi, koşulları sağladığında icra edilebilirlik bakımından güçlü bir konuma sahiptir. Bu üstünlükten yararlanabilmek için belgenin muğlak ifadelerden arındırılması gerekir: ödenecek tutar, vade tarihleri, gecikme hâlinde uygulanacak sonuç ve tarafların birbirini hangi kalemler bakımından ibra ettiği açıkça yazılmalıdır. Kapsamı geniş yazılmış bir ibra, henüz doğmamış alacakları da kapsayacak biçimde yorumlanabilir; bu nedenle ibra kaydı dar ve konu bakımından sınırlı tutulmalıdır.
Anlaşmama Kararı Verirken
Anlaşmama her zaman başarısızlık değildir. Karşı tarafın ödeme kabiliyeti şüpheliyse, önerilen vade uzun ve teminatsızsa ya da uyuşmazlık sözleşmenin yorumuna ilişkin ilkesel bir noktaysa yargılama daha uygun olabilir. Buna karşılık ispat yükü ağır, delilleri yazılı olmayan ve tarafların ticari ilişkisinin devam edeceği dosyalarda anlaşma genellikle daha rasyoneldir. Karar verilirken yargılama süresi, bilirkişi ihtiyacı ve yargılama giderleri de hesaba katılmalıdır. Anlaşmama hâlinde son tutanağın içeriği ve tarafların katılım durumunun doğru yazılması, dava aşamasındaki gider sorumluluğu bakımından önem taşır.
Tüketici tarafın bulunduğu ilişkilerde TKHK kaynaklı özel başvuru yollarının ayrıca gözetilmesi gerekir. Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; sözleşmenin türü ve tarafların sıfatı izlenecek usulü değiştirebileceğinden, süreç öncesinde hukuki değerlendirme alınması önerilir.