İçeriğe geç
AC

Sözleşmeye Aykırılığın İspatı: Delil Kurgusu ve Sulh–Dava Tercihi

26 Mayıs 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 66 görüntülenme Son güncelleme: 17 Ağustos 2026

Sözleşmeye aykırılık iddiasında asıl mesele, karşı tarafın yükümlülüğünü yerine getirmediğini kimin ve neyle kanıtlayacağıdır. TBK borcun kaynağını ve sonuçlarını düzenlerken, HMK ispat yükünü ve hangi vakıanın hangi delille kanıtlanabileceğini belirler. Bu iki kanunun kesiştiği yerde, ihtilaf doğduğu anda yapılacak birkaç doğru hamle, ileride açılacak davanın kaderini belirler.

İspat yükü kimde?

Kural olarak, bir hakkın varlığını iddia eden onu ispatla yükümlüdür. Buna karşılık borcun ödendiğini veya edimin ifa edildiğini iddia eden taraf da bu savunmasını ispatlamak zorundadır. Bu nedenle dosya kurulurken iki sütun oluşturulmalıdır: sizin ispatlamanız gereken vakıalar ve karşı tarafın ispatlaması gerekenler. İkinci sütun, savunmanın nerede yoğunlaşacağını gösterir.

Senetle ispat kuralı ve istisnaları

Belirli bir tutarın üzerindeki hukuki işlemlerin senetle ispatı kuralı, tanık dinletme imkânını sınırlar. Ancak bu kuralın önemli istisnaları vardır: yazılı delil başlangıcı sayılabilecek bir belgenin bulunması, karşı tarafın açık muvafakati veya işlemin niteliği gereği belge alınamayan hâller. Elinizde imzalı bir sözleşme yoksa, e-posta trafiği, teklif ve sipariş formları, banka açıklamaları ve teslim tutanakları yazılı delil başlangıcı tartışmasında değerlendirilebilir.

Temerrüdü belgeleyen ihtar

İhtarname, delil hiyerarşisinde çoğu zaman hafife alınan ama en belirleyici belgelerden biridir. İyi kurgulanmış bir ihtar şunları içerir:

  1. Sözleşmenin tarih ve konusunun tereddütsüz belirtilmesi.
  2. Hangi edimin, hangi tarihte yerine getirilmediğinin somut olarak gösterilmesi.
  3. İfa için verilen kesin sürenin ve bu süre sonunda kullanılacak seçimlik hakkın bildirilmesi.
  4. Tebliğ edilebilir güncel adresin kullanılması.

Bilirkişi gerektiren dosyalarda hazırlık

Teknik nitelikli işlerde (inşaat, yazılım, üretim) uyuşmazlık, çoğunlukla bilirkişi raporu üzerinden çözülür. Bu tür dosyalarda mahkeme aşamasından önce yapılacak tespit, eserin veya malın o günkü durumunu dondurur. Sonradan yapılan tadilat, kullanım veya değişiklikler ispatı imkânsız hâle getirebileceğinden, delil tespiti talebinin zamanlaması dava kararından daha aciledir.

Sulh mü, dava mı?

Belirli uyuşmazlık türlerinde arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır; bu nedenle uyuşmazlığın niteliği baştan belirlenmelidir. Zorunlu olmadığı hâllerde bile sulh, alacağın tahsil edilebilirliği düşükse rasyonel bir tercihtir. Karar verirken karşı tarafın malvarlığı durumu, alacağın belgelendirilme gücü ve yargılamanın öngörülen süresi birlikte tartılmalıdır. Sulh sağlanacaksa, anlaşmanın icra edilebilir bir belgeye bağlanması ve karşılıklı ibra kapsamının açıkça yazılması gerekir; aksi hâlde aynı ihtilaf farklı bir başlıkla geri döner.

Bu yazı genel bilgi vermeyi amaçlar. Sözleşmenin türü, tarafların sıfatı ve ihtilafın doğduğu tarih uygulanacak hükümleri değiştirebileceğinden, somut dosyada hukuki değerlendirme alınması önerilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla