Sözleşmeye aykırılık iddialarında davanın kaderi, çoğu zaman dava dilekçesinden önce yazılan ihtarnamede belirlenir. Temerrüdün ne zaman doğduğu, hangi edimin talep edildiği ve sözleşmenin ayakta tutulup tutulmayacağı bu aşamada netleşir. Aşağıda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde zarar kalemlerinin nasıl kurulacağı ve başvuru sırası ele alınmaktadır.
Seçimlik Hakların Erken Belirlenmesi
Borçlu temerrüde düştüğünde alacaklının önünde birden çok yol bulunur: aynen ifa ile gecikme zararı, ifadan vazgeçip müspet zararın talebi veya sözleşmeden dönerek menfi zararın istenmesi. Bu tercihlerin sonuçları farklıdır ve bir kez kullanıldıktan sonra kolayca değiştirilemez. İhtarnamede tercihin belirsiz bırakılması, dava aşamasında talep sonucunun tutarsız kalmasına yol açar.
Zarar Kalemlerinin Belgeye Bağlanması
Tazminat talebi, yalnızca sözleşme bedeli üzerinden kurulduğunda eksik kalır. Yerine getirilmeyen edim nedeniyle yapılan ikame alım, gecikme sebebiyle katlanılan masraf, üçüncü kişilere ödenen cezai şart ve yoksun kalınan kazanç ayrı ayrı belgelenmelidir. Yoksun kalınan kazanç iddiası varsayıma değil, önceki dönem verilerine ve mevcut siparişlere dayandırıldığında değer kazanır. Cezai şart kararlaştırılmışsa, indirim tartışmasına karşı da hazırlık yapılmalıdır.
Doğru Yolun Seçimi: Ticari Dava, Genel Mahkeme, Tüketici Yolu
Uyuşmazlığın tarafları ve konusu, izlenecek yolu değiştirir. Taraflardan biri tüketici ise 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında hakem heyeti veya tüketici mahkemesi yolu gündeme gelir. Ticari nitelikteki alacak davalarında ise arabuluculuk dava şartıdır ve bu aşama atlanarak açılan dava usulden reddedilir. Yol seçimi yapılmadan ihtarname gönderilmesi, çoğu zaman süre kaybına neden olur.
Belirsiz Alacak, Kısmi Dava ve Faiz Başlangıcı
Zararın miktarı dava tarihinde tam olarak hesaplanamıyorsa, talebin hangi dava türüyle ileri sürüleceği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bu tercih hem harç hem de faiz başlangıcı bakımından sonuç doğurur. Faiz talebi dilekçede türü ve başlangıç tarihiyle birlikte yazılmazsa, kararda beklenenden düşük bir sonuç ortaya çıkabilir.
Sulh Görüşmesi ile Yargılama Arasındaki Karar
Karşı taraftan gelen ödeme teklifi değerlendirilirken, teklif edilen tutarın hangi kalemi karşıladığı ve kalan taleplerin saklı tutulup tutulmadığı yazılı olarak belirlenmelidir. Kısmi ödemenin kabulü, bazı hâllerde alacağın tamamının ikrarı yerine geçmediği gibi, dikkatsiz yazılmış bir ibra metni kalan talepleri de ortadan kaldırabilir. Sulh sağlanırsa yargılama gideri ve vekâlet ücretinin paylaşımı da metne eklenmelidir.
Yukarıdaki değerlendirmeler genel niteliktedir. Sözleşmenin özel hükümleri, tacir sıfatı ve zamanaşımı süresi sonucu doğrudan etkilediğinden, ihtarname gönderilmeden önce sözleşme metninin bir avukatla birlikte incelenmesi yerinde olur.