Sözleşmeye aykırılık davalarında ihlalin varlığı çoğu zaman tartışmasızdır; asıl kayıp, zararın miktarının ispatlanamamasından doğar. TBK ve HMK çerçevesinde davacı, yalnızca karşı tarafın yükümlülüğünü yerine getirmediğini değil, bu nedenle malvarlığında oluşan azalmayı da somut olarak ortaya koymak zorundadır. Tazminat hesabının gerçekçiliği, dava dilekçesinden çok daha önce, ihlalin fark edildiği anda kurulur.
Tazminat Kalemlerinin Ayrıştırılması
Hesap yapılırken kalemler birbirine karıştırılmamalıdır. Fiilen yapılan ve belgeye bağlanabilen giderler; ihlal nedeniyle elde edilemeyen kazanç; ikame tedarik için katlanılan fark; sözleşmede kararlaştırılmışsa cezai şart; ve varsa gecikme faizi ayrı başlıklar altında gösterilmelidir. Bu ayrım yapılmadığında bilirkişi incelemesinde kalemler birbirini götürür ve talebin bir bölümü dayanaksız kalır.
Yoksun Kalınan Kâr En Zayıf Halkadır
Fiili zarar faturayla gösterilebilirken, elde edilemeyen kazanç varsayıma dayanır ve mahkemeyi ikna etmesi en zor kalemdir. Bu kalemi güçlendiren unsurlar, ihlalden önceki dönemin gerçekleşmiş verileriyle karşılaştırma yapılabilmesidir: aynı dönemdeki geçmiş satış kayıtları, ihlal nedeniyle iptal edilen sipariş yazışmaları, tedarik zincirinde oluşan boşluğun kayıtları. Soyut piyasa beklentisi tek başına yeterli görülmez.
İhlal Anında Yapılması Gerekenler
- Aykırılık, karşı tarafa yazılı ve tarihi belirli bir bildirimle iletilir.
- Ayıplı ya da eksik ifa fiziki bir şeye ilişkinse mevcut durum tespit ettirilir.
- İkame tedarike geçilecekse, alınan tekliflerin tamamı saklanır; yalnızca kabul edilen teklif değil, reddedilenler de zararın makullüğünü gösterir.
- Zararı büyütmemek için atılan adımlar kayda geçirilir; zarar görenin zararı azaltma yönündeki davranışı hesaba etki eder.
- Ticari defter ve muhasebe kayıtlarıyla ileri sürülen rakamların uyumu önceden kontrol edilir.
Tüketici Tarafı Söz Konusuysa
Sözleşmenin bir tarafı tüketici ise TKHK kapsamındaki koruyucu hükümler devreye girer ve genel işlem koşullarının denetimi ile başvuru yolu değişir. Bu durumda talebin tutarına göre önce tüketici hakem heyetine başvurulması gerekebilir; ticari nitelikteki uyuşmazlıklarda ise dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartı olarak karşımıza çıkar. Yanlış mercie yapılan başvuru, zaman kaybının ötesinde delil tazeliğinin yitirilmesine yol açar.
Dilekçedeki Rakamın Savunulabilirliği
Talep edilen tutarın hesap yöntemi dilekçede açıkça gösterilmelidir. Yöntemi açıklanmayan bir rakam, bilirkişi incelemesinde tamamen farklı bir tabana oturtulabilir. Belirsiz alacak ya da kısmi dava tercihinin sonuçları, faiz başlangıcı ve harç yükü bakımından baştan değerlendirilmelidir.
Burada aktarılanlar genel çerçeveyi tanıtır; sözleşmenin kendi hükümleri sonucu tümüyle değiştirebilir. Tazminat talebini şekillendirmeden önce sözleşme metniyle birlikte hukuki değerlendirme alınması yararlı olacaktır.