Sözleşme ihlalinden doğan tazminat taleplerinde dosyanın kaderini belirleyen iki tarih vardır: borcun muaccel olduğu gün ve karşı tarafın temerrüde düştüğü gün. Bu iki tarih belgeyle sabitlenmemişse, hesaplanan tazminat rakamı ne kadar ayrıntılı olursa olsun tartışmalı kalır.
Önce Takvim, Sonra Rakam
Tazminat hesabına geçmeden önce sözleşmenin zaman çizelgesi çıkarılmalıdır: imza tarihi, ifa tarihleri, ihlalin ilk görüldüğü an, karşı tarafa yapılan bildirimler ve karşı tarafın cevapları. TBK sisteminde belirli vadeli borçlarda vadenin gelmesi temerrüt için yeterliyken, diğer hallerde ihtar gerekir. İhtarın içeriği de önemlidir; ne yapılması istendiği, hangi süre verildiği ve süre sonunda hangi hakkın kullanılacağı belirtilmemişse, ihtar sonradan işlevsiz kalabilir.
Zarar Kalemlerini Ayırmak
Uygulamada en sık karışan konu, sözleşmenin ayakta tutulup tutulmadığına göre istenebilecek zararın değişmesidir:
- Sözleşmeden dönülmüşse, sözleşme hiç yapılmasaydı içinde bulunulacak duruma göre hesaplanan zarar gündeme gelir.
- Sözleşme ayakta tutulup ifa isteniyorsa, gecikmeden doğan zarar ayrıca talep edilir.
- Cezai şart kararlaştırılmışsa, bunun zararla ilişkisi ve talep edilebilirliği sözleşme metnine göre değerlendirilir.
- Kaçırılan kazanç iddiası, varsayıma değil belgeye dayandığında hesaplanabilir.
Zamanaşımının Sessiz İşleyişi
Sözleşmeden doğan alacaklarda TBK genel zamanaşımı süresi on yıldır; ancak kanun bazı ilişkiler için daha kısa süreler öngörür. Kira, ücret ve dönemsel edimlerde daha kısa sürelerin uygulanabileceği gözden kaçırıldığında, dava açıldığında karşı tarafın tek bir def'i ile dosya kapanabilir. Zamanaşımı kendiliğinden dikkate alınmaz, ancak ileri sürüldüğünde geri dönüşü yoktur. Bu nedenle en kısa hangi sürenin uygulanabileceği baştan varsayılmalı ve takvim ona göre kurulmalıdır.
Faiz Başlangıcı ve Talep Sonucu
Faiz, çoğu dosyada tazminatın kendisi kadar büyür. Faizin hangi tarihten itibaren isteneceği dava dilekçesinde açıkça yazılmalıdır; talep edilmeyen tarihten faize hükmedilmez. Belirsiz alacak, kısmi dava veya tam eda davası tercihi de burada belirleyicidir: yanlış dava türü seçimi, süre yönünden değil ama alacağın tamamının istenebilmesi yönünden hak kaybı doğurabilir. HMK çerçevesinde dava türünün sonradan değiştirilmesi sınırlıdır.
Uyuşmazlık Ticari İse
Taraflardan biri tacir ise, dava öncesi arabuluculuk dava şartı olarak gündeme gelir ve arabuluculuk süreci zamanaşımını etkiler. Tüketici işlemi söz konusuysa TKHK kapsamındaki başvuru yolları öncelikli olabilir. Yol seçimi yapılmadan hesap yapılması, çoğu kez emeğin boşa gitmesi anlamına gelir.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Sözleşmenizin metni ve yazışma geçmişi sonucu değiştirebileceğinden, hesap ve dava stratejisini bir avukatla birlikte kurmanız önerilir.