Tazminat talepleri çoğu zaman haklılık kadar zamanlamayla kazanılır ya da kaybedilir. TBK ve HMK çerçevesinde zararın doğduğu an, öğrenildiği an ve dava açıldığı an birbirinden farklı olabilir; bu üç tarihin ayrıştırılmaması ise savunma tarafına hazır bir zamanaşımı def'i sunar. Aşağıda tazminat dosyasında delil kurgusunun ve süre planının birlikte nasıl yürütüleceği anlatılmaktadır.
Önce Sorumluluğun Kaynağını Ayırın
Talebin sözleşmeye aykırılıktan mı yoksa haksız fiilden mi doğduğu, hem ispat yükünü hem de süreyi belirler. Sözleşmesel sorumlulukta borçlunun kusursuzluğunu ispat etmesi beklenirken, haksız fiilde kural olarak kusuru iddia eden taraf ortaya koyar. Aynı olay her iki sorumluluk türünü birlikte doğuruyorsa, dilekçede talebin hukuki sebebi seçenekli biçimde açıklanmalı; böylece tek bir nitelendirmeye bağlı kalınarak hak kaybedilmesi önlenir.
Zamanaşımının Üç Tarihi
Haksız fiilden doğan tazminat isteminde süre, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenme tarihinden itibaren işlemeye başlar ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren daha uzun bir üst süreyle sınırlanır. Sözleşmeden doğan alacaklarda ise kural olarak genel zamanaşımı uygulanır, ancak bazı sözleşme tipleri için kanun daha kısa süreler öngörmüştür. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa, ceza kanunundaki daha uzun dava zamanaşımı hukuk davasına da uygulanabilir. Dosya açılırken bu üç ihtimal ayrı ayrı test edilmelidir.
Zararı Kalem Kalem Görünür Kılmak
Hâkim, ispatlanmamış bir zarara hükmedemez. Bu nedenle talep, tek bir toplam rakam yerine ayrıştırılmış kalemler hâlinde sunulmalıdır:
- Fiilî zarar: yapılan masraflar, onarım bedelleri, ödenen faturalar
- Yoksun kalınan kazanç: kesintiye uğrayan gelirin belgeye dayalı hesabı
- Manevî zarar: olayın ağırlığı, tarafların sıfatı ve etkinin süresi
Belirsiz alacak davası, kısmi dava ve tam eda davası arasındaki tercih de bu ayrıştırmaya göre yapılır. Miktar ancak karşı tarafın elindeki verilerle hesaplanabiliyorsa, bu durumun dilekçede gerekçelendirilmesi ileride yapılacak ıslah tartışmasını hafifletir.
Faizin Başlangıcını Unutmayın
Tazminat davalarında sıkça atlanan nokta, faizin hangi tarihten isteneceğidir. Haksız fiilde faiz kural olarak zararın doğduğu andan, sözleşmesel alacaklarda ise temerrüdün oluştuğu andan istenebilir. Temerrüt için ihtar gerekiyorsa, ihtarın tebliğ belgesi dosyaya konulmalıdır. Talep edilmeyen faiz kendiliğinden hükmedilmeyeceği için, dilekçedeki tek satırlık eksiklik önemli bir kayba dönüşebilir.
Kapanış
Tazminat dosyalarında en pahalı hata, delilin zayıflığı değil sürenin sessizce dolmasıdır. Öğrenme tarihini gösteren yazışmaların saklanması, zarar kalemlerinin belgelenmesi ve faiz talebinin açıkça yazılması bu riski büyük ölçüde azaltır. Her olayın kendi koşulları farklı olduğundan, dava yolu seçilmeden önce dosyanın bir hukukçu tarafından incelenmesi önerilir.