Sözleşmeden veya haksız fiilden doğan tazminat talepleri, çoğu zaman bir yazışmayla başlar ve o yazışmanın niteliği tüm süreci belirler. TBK, HMK ve TKHK hükümlerinin kesiştiği bu alanda en yaygın hata, ihbar veya ihtarın gönderilmesiyle hakkın korunduğunun sanılması ve ardından dosyanın uyuşmazlığa uygun olmayan bir mercie taşınmasıdır.
İhbarın Hukuki İşlevi
İhbar, karşı tarafı temerrüde düşürmek, ayıbı bildirmek, süre tanımak veya sözleşmeyi sona erdirmek gibi birbirinden farklı sonuçlar doğurabilir. Metinde hangi sonucun amaçlandığı yazılmadığında, sonradan faizin başlangıç tarihi ve zararın kapsamı tartışmalı hale gelir. Ayıp bildiriminde ise gecikme, talebin tümüyle reddine yol açabilecek kadar ağır sonuç doğurur.
Zararın Kalem Kalem Kurulması
- Fiili zarar ile yoksun kalınan kâr ayrı başlıklar altında hesaplanmalıdır.
- Her kalem için dayanak belge (fatura, dekont, keşif raporu) eşleştirilmelidir.
- Zararı azaltma yükümlülüğü kapsamında yapılan harcamalar da gösterilmelidir.
- Manevi tazminat talebi ayrı gerekçeyle ve ölçülü biçimde ileri sürülmelidir.
- Faizin türü ve başlangıç tarihi dilekçede açıkça belirtilmelidir.
Uyuşmazlığın Niteliği Mercii Belirler
Aynı olay, tarafların sıfatına göre farklı mercilerin önüne gider. İlişki bir tüketici işlemi ise tüketici hakem heyeti veya tüketici mahkemesi; her iki taraf da tacir ve iş ticari işletmeyle ilgili ise asliye ticaret mahkemesi; bunların dışında kalan hallerde genel görevli asliye hukuk mahkemesi gündeme gelir. Görev kuralı dava şartıdır ve tarafların anlaşmasıyla değiştirilemez; bu nedenle dilekçe yazılmadan önce sıfat analizi yapılmalıdır.
Dava Şartı Arabuluculuk Kapsamını Kontrol Edin
Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari uyuşmazlıklar ile tüketici uyuşmazlıklarının bir bölümünde dava açmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunludur. Haksız fiilden doğan bazı talepler bu kapsamda değerlendirilmeyebilir. Kapsam yanlış okunduğunda dava usulden reddedilir ve bu sırada zamanaşımı işlemeye devam eder.
Zamanaşımını Yazışmayla Karıştırmamak
Gönderilen ihtarname, borçluyu temerrüde düşürse bile zamanaşımını kendiliğinden kesmez. Süreyi kesen haller kanunda sayılmıştır ve dava açılması ile takip başlatılması bunların başında gelir. Sözleşme türüne göre farklı zamanaşımı süreleri uygulandığından, ilişkinin nitelendirilmesi yalnızca görev bakımından değil süre bakımından da belirleyicidir.
Bu içerik genel değerlendirme sunar; sözleşme metni ve olayın gelişimi sonucu değiştirebilir. İhtarnameyi göndermeden önce talebinizin hangi yolda ileri sürüleceğinin netleştirilmesi, ileride telafisi güç kayıpların önüne geçer.