İçeriğe geç
AC

Zamanaşımı Savunmasında İhbarın Rolü ve İspat

1 Nisan 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 68 görüntülenme Son güncelleme: 17 Ağustos 2026

Alacak uyuşmazlıklarında zamanaşımı, çoğu zaman esasa girilmeden sonucu belirleyen bir savunmadır. Buna karşılık uygulamada sıkça yapılan hata, gönderilen bir ihtarın süreyi durdurduğunun ya da kestiğinin varsayılmasıdır. TBK, HMK ve TKHK çerçevesinde bu rehber, zamanaşımı tartışmasında ihbar ve ihtarın gerçek işlevini ele alır.

Başlangıç Anını Belgelemek

Zamanaşımı tartışması, sürenin ne zaman işlemeye başladığının tespitiyle açılır. Bu an, alacağın muaccel hale geldiği tarihtir ve sözleşmeye göre değişir. Vade tarihi, teslim tarihi, fatura tarihi ve son ödeme kaydı birbirinden farklı sonuçlara götürebileceğinden, hangi belgenin esas alınacağı baştan netleştirilmelidir. Sözleşmede vade açıkça yazılmamışsa, tarafların yazışmaları bu boşluğu doldurabilir.

İhtarın Kesme Etkisi Var mı

Zamanaşımını kesen haller kanunda sayılmıştır; borçlunun borcu ikrar etmesi, kısmi ödeme yapması ya da alacaklının dava veya takip yoluna başvurması bunlar arasındadır. Buna karşılık alacaklının tek taraflı gönderdiği bir ihtar, kural olarak süreyi kesmez. Bu ayrım, ihtarın gereksiz olduğu anlamına gelmez: ihtar, temerrüt anını sabitler ve borçlunun vereceği cevap ikrar niteliği taşıyabilir. Dolayısıyla ihtarın asıl değeri, süreyi durdurmasında değil karşı tarafın beyanını ortaya çıkarmasındadır.

Def'i İleri Sürüldüğünde

Zamanaşımı mahkemece kendiliğinden dikkate alınmaz; taraflardan birinin ileri sürmesi gerekir ve bunun için usul kuralları çerçevesinde belirli bir aşama öngörülmüştür. Def'i ileri sürüldüğünde alacaklı tarafın yapması gereken, süreyi kesen bir olgu bulunduğunu göstermektir:

  1. Borçlunun borcu kabul ettiğini gösteren yazışma.
  2. Kısmi ödemeye ilişkin banka kaydı.
  3. Daha önce başlatılmış takip veya dava dosyası.
  4. Cari hesap mutabakatı gibi karşılıklı imzalı belgeler.

Ticari Defterler ve Delil Sözleşmesi

Tacirler arasındaki ilişkilerde defter kayıtları belirleyici olabilir. Defterlerin usulüne uygun tutulmuş olması, kayıtların ispat gücünü doğrudan etkiler. Ayrıca sözleşmede yer alan delil kayıtları, hangi belgeyle ispat yapılacağını sınırlandırabileceğinden, dava öncesinde sözleşme metni bu gözle okunmalıdır.

Kısa Uyarı

Farklı alacak türleri için farklı süreler öngörülmüş olabileceğinden, dosyadaki her talep kalemi ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Sözleşmenin türü, tarafların sıfatı ve alacağın niteliği süreyi değiştirebileceğinden, adım atmadan önce bir hukukçuyla görüşmenizi öneririz.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla