İçeriğe geç
AC

Zamanaşımı Savunmasında İhbar ve Yetkili Mahkeme Analizi

25 Mayıs 2026 Borçlar Hukuku 3 dk okuma 64 görüntülenme Son güncelleme: 9 Ağustos 2026

Bir alacak talebinde zamanaşımı, çoğu zaman esasa girilmeden sonucu belirleyen savunmadır. Ancak zamanaşımını doğru hesaplamak tek başına yetmez: sürenin ne zaman durduğu, hangi ihbar veya ihtarın onu kestiği ve davanın hangi mahkemede açıldığı birlikte değerlendirilmelidir. Bu rehber, TBK ve HMK ekseninde ihbar–zamanaşımı ilişkisini mahkeme ve yetki boyutuyla inceliyor.

Süreyi Başlatan An Hangisidir?

Sözleşmeden doğan alacaklarda süre kural olarak alacağın muaccel hale geldiği anda işlemeye başlar. Uygulamadaki hataların çoğu bu noktada doğar: sözleşmenin imza tarihi, faturanın düzenlenme tarihi ve ödemenin istenebilir hale geldiği tarih birbirine karıştırılır. Vadeli işlerde vade, belirsiz vadeli işlerde ise ihtarla temerrüde düşürme anı önem taşır. Bu nedenle dosyanın en başına, tek satırlık da olsa bir muacceliyet notu düşmek gerekir.

İhbar ve İhtarın Zamanaşımına Etkisi

Her yazışma süreyi kesmez. TBK anlamında zamanaşımını kesen sebepler sınırlı sayıdadır; borçlunun borcu ikrar etmesi, dava açılması veya takip başlatılması bunların başında gelir. Buna karşılık ayıp ihbarı, temerrüt ihtarı veya fesih bildirimi gibi işlemler doğrudan kesme etkisi doğurmasa da, ilgili hükümlerdeki ihbar süreleri kaçırıldığında talebin kendisi zayıflar. Bu iki katmanın ayrı ayrı takvimlenmesi gerekir:

  • Alacağın tabi olduğu genel veya özel zamanaşımı süresi
  • Sözleşmeye ya da kanuna dayanan ihbar/bildirim süreleri
  • İhbarın gönderildiği tarih ile karşı tarafa ulaştığı tarih
  • Karşı tarafın verdiği cevapta ikrar sayılabilecek ifadeler

Hangi Mahkeme? Görev Sorusu

Aynı sözleşme ilişkisi, tarafların sıfatına göre farklı mahkemelere düşebilir. İki tacir arasındaki ve ticari işletmeyi ilgilendiren uyuşmazlıklar asliye ticaret mahkemesinde, taraflardan biri TKHK anlamında tüketici ise tüketici mahkemesinde, bunların dışındaki genel nitelikli alacaklar ise asliye hukuk mahkemesinde görülür. Görev kuralı dava şartıdır; yanlış mahkemede açılan dava esastan incelenmez ve görevsizlik kararı sonrası yapılması gereken başvuru da ayrı bir süreye tabidir. Zamanaşımının dolmasına az kalan dosyalarda bu ikinci sürenin gözden kaçması, hakkın tümden yitirilmesine yol açabilir.

Tebligatın Gecikmesi ve İspat Yükü

İhtarname gönderilmiş olması yetmez; ulaştığının ispatı gerekir. Adres kayıt sisteminde görünmeyen ya da tebligattan kaçınan borçlularda bildirim haftalarca yerine ulaşmayabilir. Bu gecikme, hem temerrüt faizinin başlangıcını hem de fesih hakkının kullanıldığı anı tartışmalı hale getirir. Noter aracılığıyla gönderim, tebliğ mazbatasının dosyaya konması ve iade dönen evrakın şerhinin okunması bu riski büyük ölçüde azaltır.

Yetki Sözleşmesine Dikkat

Sözleşmede yer alan yetki kaydı, her ilişkide geçerli olmaz. Tacirler ile kamu tüzel kişileri arasındaki yetki anlaşmaları geçerli kabul edilirken, tüketici aleyhine getirilen yetki kayıtları sonuç doğurmaz. Dava açmadan önce sözleşmenin yetki maddesi ile tarafların sıfatı birlikte okunmalıdır.

Bu metin genel bilgi amaçlıdır; zamanaşımı süreleri alacağın türüne göre değiştiğinden, somut sözleşmeniz ve yazışmalarınız incelenmeden kesin bir hesap yapılamaz. Süre sonuna yaklaştığınızı düşünüyorsanız vakit kaybetmeden hukuki destek almanız uygun olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla