Alacak takibinde en sinsi risk, borcun varlığının tartışmasız olduğu ama sürenin sessizce dolduğu durumlardır. Uygulamada birçok kişi ihtarname göndermiş olmayı yeterli sayar ve bunun süreyi durdurduğunu düşünür. Bu rehber, TBK ve HMK çerçevesinde bu yaygın yanılgıyı ve doğru adım sırasını ele alır.
İhtarname Zamanaşımını Kesmez
Bu ayrım sözleşme uyuşmazlıklarının kilit noktasıdır. Gönderilen bir ihtarname borçluyu temerrüde düşürür, faizin işlemeye başlaması bakımından sonuç doğurur; ancak zamanaşımını kesen sebepler arasında yer almaz. Zamanaşımını kesen haller kanunda sayılmıştır: borçlunun borcu ikrar etmesi, alacaklının dava açması veya def'i ileri sürmesi, icra takibinde bulunması ve hakeme başvurulması bunların başlıcalarıdır. Yıllarca ihtar gönderip takip başlatmayan alacaklı, sürenin dolduğunu ancak dava aşamasında fark eder.
Sürenin Başlangıcı: Muacceliyet
Zamanaşımı, alacağın muaccel olduğu andan itibaren işler. Taksitli sözleşmelerde her taksit için ayrı bir başlangıç söz konusu olabilir; ancak muacceliyet kaydı bulunan sözleşmelerde tek bir gecikme tüm borcu muaccel kılabilir. Bu nedenle sözleşmedeki muacceliyet ve fesih hükümleri, süre hesabından önce okunmalıdır. TBK'da kural olarak on yıllık genel süre öngörülmüş; kira bedeli, faiz ve benzeri dönemsel edimler için ise daha kısa bir süre kabul edilmiştir.
Kesilme ile Durma Farklıdır
- Kesilme halinde süre baştan işlemeye başlar
- Durma halinde işlemiş süre korunur, engel kalkınca kaldığı yerden devam eder
- İkrar niteliğindeki kısmi ödeme süreyi yeniden başlatabilir
- Takibin düşmesi veya davanın usulden reddi halinde ek süreye ilişkin kurallar ayrıca değerlendirilir
- Müteselsil borçlulardan birine ilişkin kesilmenin etkisi ayrı incelenir
Def'i Ne Zaman İleri Sürülür
Zamanaşımı, hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz; borçlunun bunu ileri sürmesi gerekir. Bu nedenle davalı taraf için asıl risk, HMK'da öngörülen cevap süresinin geçirilmesidir. Süresinde ileri sürülmeyen def'i sonradan dile getirildiğinde, karşı tarafın açık muvafakati aranabilir. Bu, dosyanın kaderini belirleyen tek satırlık bir ihmaldir.
Ayıp İhbarı ile Karıştırmamak
Satılanın ayıplı olduğu hallerde yapılması gereken ayıp ihbarı, zamanaşımını kesen bir işlem değil; hakkın korunması için ayrıca öngörülmüş bir yükümlülüktür. Tüketici işlemlerinde TKHK kapsamındaki süreler ile genel hükümlerdeki süreler farklı işleyebileceğinden, sözleşmenin tarafı sıfatı baştan belirlenmelidir.
Bu metin genel bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır. Süre hesabı, sözleşmenin türüne ve belgelerin tarihine göre değiştiğinden, alacağınızın durumunu bir hukukçuyla birlikte kontrol ettirmeniz gecikmeden önce yapılması gereken bir adımdır.