Bir alacak davasında tartışma çoğu zaman borcun varlığından önce zamanın tartışmasıdır. Türk Borçlar Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde, sürenin ne zaman işlemeye başladığı ve arada kesilip kesilmediği, çoğu dosyada esasa girilmeden sonucu belirler. Bu tartışma ise tamamen belgeyle yürür.
Başlangıç Anını Doğru Saptamak
Zamanaşımı, alacağın muaccel olduğu anda işlemeye başlar. Sözleşmeye dayalı bir alacakta bu an ödeme tarihidir; haksız fiilden doğan tazminatta ise zararın ve failin öğrenildiği an esas alınır. Bu nedenle dosyada bulunması gereken ilk belge, muacceliyeti gösteren kayıttır: teslim tutanağı, fatura, hakediş, kabul yazışması veya zararın öğrenildiği tarihi gösteren rapor.
Süreyi Kesen Olayları Belgelemek
- Borçlunun borcu kabul ettiğini gösteren yazışma, mutabakat veya cari hesap ekstresi imzası
- Kısmî ödeme yapıldığını gösteren dekont ve makbuzlar
- Açılan dava veya başlatılan icra takibine ilişkin dosya bilgileri
- Karşı tarafın süre isteyen ya da taksitlendirme öneren beyanları
Bir kesme sebebi ileri sürülecekse, o kesmenin hangi tarihte gerçekleştiği belgede açıkça görünmelidir. Tarihsiz bir mutabakat metni, kesme iddiasını taşıyamaz.
Def'i Zamanında İleri Sürülmezse
Zamanaşımı, mahkemece kendiliğinden dikkate alınmaz; taraf usulüne uygun biçimde ileri sürmelidir. Savunma aşamasında bu def'inin açıkça yazılmaması, sonradan telafisi zor bir kayıp doğurur. Bu nedenle cevap dilekçesi hazırlanırken, esasa ilişkin itirazlardan önce süre incelemesi yapılmalıdır.
Tazminat Hesabını Denetlenebilir Kurmak
Talep edilen tutarın nasıl bulunduğu dilekçede adım adım gösterilmelidir: temel alacak, gecikme faizi, faiz başlangıç tarihi ve uygulanan faiz türü ayrı kalemler hâlinde yazılmalıdır. Faiz başlangıcı için temerrüdün ne zaman doğduğu önemlidir; ihtarnamenin tebliğ belgesi bu noktada belirleyici olur. Miktarın tam olarak belirlenemediği hâllerde, dava türünün buna göre seçilmesi ve sonradan artırım imkânının korunması gerekir.
Tüketici İlişkisi Varsa Ayrı Değerlendirme
Taraflardan biri tüketici konumundaysa, 6502 sayılı Kanun kapsamındaki koruyucu hükümler ile ayıba ilişkin özel süreler devreye girer. Aynı olayın hem genel hükümlere hem tüketici mevzuatına dayanabildiği hâllerde, hangi rejimin daha lehe olduğu baştan değerlendirilmelidir.
Süre hesapları ilişkinin niteliğine göre önemli farklılıklar gösterir; bu yazı genel bir çerçeve sunar. Alacağınızın durumunu, elinizdeki belgelerle birlikte bir hukukçuya değerlendirtmeniz önerilir.