İçeriğe geç
AC

Kovuşturma Aşamasında Görevli ve Yetkili Mahkeme: Süre Yönetimi ve Usul Hatası Riski

14 Haziran 2026 Ceza Hukuku 2 dk okuma 100 görüntülenme Son güncelleme: 5 Ağustos 2026

İddianamenin kabulüyle dosya soruşturma evresinden çıkar ve kovuşturma başlar. Bu geçiş, savunma açısından yalnızca duruşma takviminin açılması demek değildir; hangi mahkemenin yargılama yapacağı ve hangi işlemin hangi ana kadar yapılabileceği soruları aynı anda gündeme gelir. CMK ve TCK ekseninde kurulan bir savunma planında görev, yetki ve süre üçlüsü birbirinden ayrı düşünülemez.

Görev ile Yetki Aynı Şey Değildir

Görev, isnat edilen fiilin kanuni tanımına ve öngörülen yaptırıma göre belirlenir; ağır ceza mahkemesi ile asliye ceza mahkemesi arasındaki ayrım buradan doğar. Yetki ise kural olarak suçun işlendiği yer üzerinden kurulur. Teşebbüs hâlinde kalan, birden çok ilde gerçekleşen ya da neticesi başka yerde doğan fiillerde yer yetkisi tartışmalı hâle gelir. İddianamedeki hukuki nitelendirme değişirse görev de değişebileceğinden, savunmanın ilk inceleme başlığı bu nitelendirme olmalıdır.

Yetki İtirazının Zamanlaması

Yer yetkisine ilişkin itirazın geç ileri sürülmesi, itirazın esasa girilmeden reddedilmesi sonucunu doğurabilir. Buna karşılık görev sorunu yargılamanın her aşamasında dikkate alınabilecek nitelikte olduğundan, ikisi için ayrı bir strateji kurulmalıdır. Pratikte doğru yaklaşım şudur: yer yetkisi itirazı ilk oturum öncesinde hazırlanır, görev tartışması ise delil durumu netleştikçe yenilenebilecek biçimde dosyada canlı tutulur.

Usule Aykırı İşlemin Kovuşturmaya Yansıması

  • Soruşturmada hukuka aykırı yöntemle elde edilen delilin kovuşturmada hükme esas alınmasına itiraz edilmemesi
  • Tebligatın usulsüz yapılması nedeniyle savunma hazırlığı için gereken sürenin fiilen kullanılamaması
  • Müdafi hazır bulunmadan alınan ifadenin dosyada tartışmasız kabul edilmesi
  • Tanık dinletme ve bilirkişi talebinin, dosya tefrik edilmeden önce dile getirilmemesi

Duruşma Trafiğinde Süre Haritası

Kovuşturmada süreler tek bir son güne indirgenmemelidir. Duruşma günü, talep dilekçelerinin sunum anı, ara kararların yerine getirilmesi için verilen kesin süreler ve tutukluluk incelemelerinin periyodu ayrı sütunlarda takip edilmelidir. Kesin süreye bağlanmış bir ara karara zamanında cevap verilmemesi, esasa ilişkin haklı bir savunmanın dahi değerlendirme dışı kalmasına yol açabilir. Dosyada birden fazla sanık varsa, tefrik ihtimali gözetilerek takvim yedeklenmelidir.

Karar Öncesi Kontrol

Esas hakkında mütalaaya karşı beyan hazırlanırken, yalnızca maddi vakıa değil, dosyada kalmış usul itirazlarının tutanağa geçip geçmediği de kontrol edilmelidir. Tutanağa geçmemiş bir itiraz, kanun yolu aşamasında ilk kez ileri sürüldüğünde değerlendirilmesi güçleşir. Bu nedenle her oturum sonrası tutanak örneği alınmalı ve itirazların kayda geçtiği doğrulanmalıdır.

Yukarıdaki açıklamalar genel nitelikte olup somut dosyanın delil durumuna göre değişebilir. Ceza yargılamasında görev ve yetki değerlendirmesi dosyanın tamamı okunmadan sağlıklı yapılamayacağından, süreç başlamadan bir hukukçuyla dosya üzerinden çalışılması yerinde olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla