İcra takibinde borçlu da alacaklı da çoğu zaman aynı hatayı yapar: dosyayı yalnızca ödeme emrinin tebliği ile başlayan bir süreç sanar. Oysa asıl kritik zinciri haciz, kıymet takdiri ve satış aşamaları oluşturur. Bu zincirin her halkasında İcra ve İflas Kanunu ayrı bir süre öngörür; halkalardan biri usulüne aykırı işlerse sonraki tüm işlemler tartışmalı hâle gelir.
Haciz ile Satış Arasındaki Süre Zinciri
Haciz konulduktan sonra alacaklının satış isteme hakkı sınırsız değildir; taşınır ve taşınmaz için öngörülen süreler içinde satış istenmezse haciz kalkar. Kıymet takdiri yapıldığında ise ilgililere tebliğ edilir ve bu takdire karşı itiraz penceresi kısa tutulmuştur. Satış ilanının tebliği de ayrı bir kontrol noktasıdır. Alacaklı tarafında bu takvimin izlenmemesi hakkın fiilen kaybına, borçlu tarafında ise düşük bedelle satışın kesinleşmesine yol açar.
Maaş Haczinde Ölçü ve Sıra
Maaş üzerindeki haciz, ücretin tamamına uygulanamaz. İcra ve İflas Kanunu ücretin belirli bir kısmının haczedilemeyeceğini, nafaka alacaklarının ise ayrı bir öncelik taşıdığını kabul eder. Uygulamada sık karşılaşılan aksaklıklar şunlardır:
- İşverenin kesinti oranını yanlış hesaplaması veya ihbarnameye hiç cevap vermemesi.
- Birden fazla dosyanın aynı maaşa sıra gözetilmeden yansıtılması.
- Haczedilemeyecek nitelikteki ödemelerin kesinti matrahına dâhil edilmesi.
- İşten ayrılma veya işveren değişikliğinin dosyaya bildirilmemesi.
Satış Aşamasında Sakatlık Doğuran İşlemler
Satış aşamasında en çok tartışılan konular tebligatın usulüne uygunluğu, ilanın içeriği ve artırma şartnamesindeki bilgilerin doğruluğudur. Taşınmazın niteliğine ilişkin yanlış bir kayıt, kiracının veya sınırlı ayni hak sahibinin bildirilmemesi ya da ilanın öngörülen süreden geç yapılması ihalenin akıbetini etkileyebilir. Bu itirazların satış tamamlandıktan sonra değil, ilgili işlem öğrenilir öğrenilmez gündeme getirilmesi gerekir.
Şikâyet ve İtirazın Zamanlaması
Memur işlemine karşı icra mahkemesine yapılacak şikâyet kısa süreye bağlıdır; sürenin başlangıcı kural olarak işlemin öğrenildiği tarihtir. Buna karşılık kamu düzenine aykırılık ya da hakkı ihlal eden süreklilik gösteren bir durum söz konusuysa şikâyet süreye bağlı olmaksızın ileri sürülebilir. Bu ayrımı doğru kurmak, dosyada hangi itirazın ne zaman yapılacağını belirler. Pratik yöntem, dosyadaki her tebliğ evrakının tebellüğ tarihini tek bir çizelgeye işlemek ve her satırın yanına o işleme özgü son günü yazmaktır.
Buradaki açıklamalar genel niteliktedir; takibin türü, malın niteliği ve dosyadaki taraf sayısı süre hesabını değiştirebilir. Somut takip dosyanız üzerinden bir hukukçuyla inceleme yapmanız yerinde olur.