İş ilişkisi sona erdiğinde çalışanın önünde tek bir dava değil, farklı takvimlere tabi birden çok talep bulunur. En sık yapılan hata, işe iade ile işçilik alacaklarını aynı dosyanın parçası sayıp aynı hızda ilerletmeye çalışmaktır. Oysa bu iki talep, süresi ve ispat yükü bakımından birbirinden ayrılır.
İki Talep, İki Ayrı Takvim
İşe iade talebi, feshin geçersizliğine dayanır ve 4857 sayılı Kanun kapsamında kısa bir süreye bağlıdır. Bu sürenin kaçırılması, feshin geçerliliğine yönelik itirazı tümüyle işlevsiz bırakır. Fazla mesai, yıllık izin, ücret ve tazminat kalemleri ise farklı zamanaşımı kurallarına tabidir ve daha geniş bir zaman diliminde ileri sürülebilir. Bu nedenle iki talebin planlaması ayrı yapılmalı, işe iade süresi diğer kalemler için delil toplanmasını beklerken tüketilmemelidir.
Arabuluculuk Tutanağını Yazarken
İş uyuşmazlıklarının önemli bölümünde dava açmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır. Buradaki teknik detay çoğu zaman gözden kaçar: son tutanakta hangi taleplerin görüşüldüğü açıkça yazılmalıdır. Tutanakta yer almayan bir talep bakımından dava şartının yerine getirilmediği sonucuna varılabilir ve dosya usulden reddedilir. Bu nedenle:
- Talep kalemleri tek tek ve adlarıyla yazılmalıdır.
- Kısmi anlaşma hâlinde anlaşılan ve anlaşılamayan kalemler ayrı ayrı gösterilmelidir.
- İşverenin unvanı ve varsa alt işveren ilişkisi tutanağa doğru yansıtılmalıdır.
Fazla Mesaiyi Ne İspatlar
- İmzalı puantaj cetvelleri ve varsa elektronik kart geçiş kayıtları.
- Bordroların incelenmesi; fazla mesai tahakkuku bulunan aylarla bulunmayan ayların ayrıştırılması.
- İşyerine giriş çıkışı gösteren güvenlik kayıtları, servis listeleri veya vardiya çizelgeleri.
- Aynı dönemde çalışan tanıkların beyanı; tanığın çalıştığı dönemin talep edilen dönemle örtüşmesi önemlidir.
Bordroda fazla mesai tahakkuku bulunması, o ay için yazılı belge dışındaki delillerle ispat imkânını sınırlayabilir. Bu nedenle talep dönemini bordro yapısına göre kurgulamak gerekir.
Davayı Kime Yöneltmek Gerekir
Alt işveren ilişkisinin bulunduğu işyerlerinde davanın yalnızca alt işverene yöneltilmesi, tahsil aşamasında sorun yaratır. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumlu tutulabildiği hâllerde husumetin doğru kurulması, kazanılan davanın fiilen sonuç vermesini sağlar. Aynı şekilde şirket unvanının değiştiği ya da işyerinin devredildiği durumlarda muhatabın kim olduğu baştan tespit edilmelidir. Sosyal güvenlik kayıtlarına ilişkin talepler ise 5510 çerçevesinde ayrı bir hukuki yol izler ve iş mahkemesindeki alacak davasıyla otomatik olarak çözülmez.
Her iş ilişkisinin belge düzeni farklıdır ve strateji buna göre kurulur. Buradaki bilgiler genel niteliktedir; fesih bildirimini aldıktan sonra süre işlemeye başladığı için vakit kaybetmeden bir hukukçuya danışmanız önemlidir.