İçeriğe geç
AC

İşe İade ve Kıdem Hesabında Görevli Mahkeme ile Yetki Sorunu

9 Haziran 2026 İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku 3 dk okuma 63 görüntülenme Son güncelleme: 16 Ağustos 2026

İşe iade istemi ile kıdem ve ihbar alacaklarının hesabı çoğu zaman aynı fesih olayından doğar; buna rağmen iki talep usul bakımından farklı raylarda ilerler. Dosyanın hangi mahkemede ve hangi ön basamaklardan geçilerek açıldığı, esasa hiç girilmeden verilecek bir usul kararıyla sonucu belirleyebilir.

Görev Sorusu: İş Mahkemesi Her Zaman Doğru Adres mi

Bireysel iş sözleşmesinden veya 4857 sayılı Kanuna dayanan alacak ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar iş mahkemesinde görülür. Ancak fesih ilişkisinin çevresinde duran her talep aynı yere gitmez: sosyal güvenlik kurumu işlemlerine, hizmet tespitine ya da işverenin şirket ortaklığından doğan alacaklara ilişkin istemler, iş ilişkisiyle bağlantılı görünse de kendi görev kurallarına tabidir. Görev kuralı kamu düzenindendir; taraflar anlaşsa dahi değiştirilemez ve mahkemece yargılamanın her aşamasında dikkate alınır.

Yetkiyi Belirleyen Bağlantı Noktaları

7036 sayılı Kanun, iş uyuşmazlıklarında yetkiyi davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesine bağlar. Uygulamada karışıklık şuradan çıkar: merkezi bir ilde bulunan şirketin şubesinde çalışan işçi, fiilen çalıştığı yerde de dava açabilir. Buna karşılık iş sözleşmesine konulan ve yetkiyi tek bir ile hasreden kayıtların işçi aleyhine sonuç doğurmayacağı, iş yargılamasının koruyucu mantığının bir gereğidir.

Ön Basamak Atlanırsa Ne Olur

İşe iade talebinde önce süresi içinde arabulucuya başvurulması, arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlıkla sonuçlanması ve son tutanağın dava dilekçesine eklenmesi gerekir. Bu basamağın atlanması ya da tutanağın dosyaya konulmaması, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret sonucunu doğurabilir. Kıdem ve ihbar alacakları yönünden de arabuluculuk aynı işlevi görür; iki talebin ayrı ayrı arabuluculuk konusu yapılıp yapılmadığı dosya açılmadan kontrol edilmelidir.

Usule Aykırı İşlem Nerede Doğuyor

  • Arabuluculuk başvurusunda karşı tarafın yanlış ya da eksik gösterilmesi; asıl işveren-alt işveren ilişkisinde taraflardan birinin tutanakta yer almaması
  • Yetki itirazının cevap dilekçesinde ilk itiraz olarak ileri sürülmemesi ya da hangi mahkemenin yetkili olduğunun gösterilmemesi
  • Fesih bildiriminin tebliğ tarihi ile dava tarihi arasındaki sürenin arabuluculuk süresiyle birlikte hesaplanmaması
  • Talep kalemlerinin harca esas değerle uyumsuz gösterilmesi ve ıslah ihtiyacının geç fark edilmesi

Kıdem Hesabı ile Yetki Tartışmasının Kesişimi

Yetki itirazı kabul edilip dosya başka bir mahkemeye gönderildiğinde yargılama baştan kurulur; bu da bilirkişi hesabının, ücret bordrolarının ve SGK kayıtlarının yeniden istenmesi anlamına gelir. Bu nedenle kıdem süresine, giydirilmiş ücrete ve fesih tarihine ilişkin belgeler daha ilk dilekçe aşamasında derli toplu sunulmalı; ödenen tutarlar ile talep edilen tutar arasındaki fark açık biçimde gösterilmelidir. Faiz türü ve başlangıç tarihi de her alacak kalemi için ayrı ayrı belirtilmelidir.

Yukarıdaki değerlendirmeler genel çerçeveyi anlatır; işyerinin yapısı, fesih gerekçesi ve çalışma süresi somut dosyada farklı bir yol haritası gerektirebilir. Kararınızı vermeden önce belgelerinizi bir hukukçuyla birlikte gözden geçirmeniz yerinde olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla