Anlaşmalı boşanma, tarafların her konuda uzlaştığı varsayımına dayanır. Uygulamada ise uyuşmazlıkların çoğu boşanma kararından sonra, protokolde yazılanların uygulanması sırasında ortaya çıkar. Nafakanın hangi tarihte ödeneceği, çocuğun hangi dönemlerde kiminle kalacağı ya da ev eşyasının nasıl paylaşılacağı belirsiz bırakıldığında, taraflar kısa süre içinde yeniden mahkeme önüne döner.
Protokolün Hâkim Denetiminden Geçmesi
Anlaşmalı boşanmada mahkeme, tarafların sunduğu metni olduğu gibi onaylamak zorunda değildir. TMK, özellikle çocukların menfaatine ilişkin düzenlemelerde hâkime değişiklik yapma ve bunu tarafların kabulüne bağlama yetkisi tanır. Bu nedenle protokol, iki taraf arasında imzalanmış bir sözleşme gibi değil, hâkim denetimine sunulacak bir metin gibi yazılmalıdır. Duruşmada tarafların iradelerini bizzat açıklamaları da usulün ayrılmaz parçasıdır.
Sonradan Uyuşmazlık Doğuran Tipik Boşluklar
- Nafaka artış ölçütünün hiç yazılmaması veya belirsiz bir ifadeye bağlanması
- Kişisel ilişkinin gün ve saat olarak değil, genel ifadelerle düzenlenmesi
- Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin karşılıklı feragatin kapsamının açık olmaması
- Taşınmaz veya araç devrinin takvime ve masraf paylaşımına bağlanmaması
- Ziynet eşyasına ilişkin talebin protokolde hiç ele alınmaması
Bu boşluklar sonradan tek başına bir düzeltme talebiyle giderilemez; çoğu zaman ayrı dava açılmasını gerektirir.
Karara İtiraz Etmek İstiyorsanız
Anlaşmalı boşanma kararına karşı kanun yoluna başvurmak mümkündür ancak süre kısadır ve gerekçe önemlidir. Yalnızca sonradan pişmanlık, tek başına kabul edilebilir bir sebep oluşturmaz. Buna karşılık iradenin sakatlandığı, protokolde hâkim tarafından yapılan değişikliğin usulünce kabul edilmediği ya da çocuğun menfaatinin gözetilmediği iddiaları ayrı bir zemin oluşturur. Kanun yolundan feragat edilmiş olması hâlinde bu yolun kapanacağı da hesaba katılmalıdır.
Kesinleşmeden Sonra Hangi Dava
Karar kesinleştikten sonra protokoldeki düzenlemeler kural olarak yeniden tartışılamaz. Bununla birlikte koşulların değişmesi hâlinde nafakanın artırılması veya azaltılması, velayetin değiştirilmesi ve kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi bakımından HMK usulüne göre yeni dava açılabilir. Talebin doğru dava türü altında ileri sürülmesi, aile mahkemelerinin kuruluşuna ilişkin 4787 sayılı Kanun çerçevesinde görevli mahkemenin belirlenmesi bakımından da önem taşır.
Uygulama Aşamasının Planlanması
Protokolde yazılanların yerine getirilmemesi hâlinde izlenecek yol baştan düşünülmelidir. Para alacakları icra yoluyla takip edilirken, çocukla kişisel ilişkiye aykırılık ayrı bir usule tabidir. Bu ayrımın protokol yazılırken bilinmesi, sonraki dönemde yaşanacak sürtüşmeleri belirgin biçimde azaltır.
Buradaki açıklamalar genel bilgilendirme niteliğindedir. Ailevi durumun ayrıntıları sonuçları doğrudan etkilediğinden, protokol metnini imzalamadan önce hukuki değerlendirme alınması yerinde olacaktır.