İçeriğe geç
AC

Mal Rejimi Tasfiyesinde Dava Süresi, Görevli Aile Mahkemesi ve Yetki Sorunu

7 Nisan 2026 Aile Hukuku 2 dk okuma 74 görüntülenme Son güncelleme: 9 Ağustos 2026

Mal rejiminin tasfiyesi, boşanma davasının gölgesinde kalan ancak ekonomik sonucu çoğu zaman ondan ağır basan bir süreçtir. Uygulamada en sık karşılaşılan iki kayıp kalemi vardır: davanın zamanında açılmaması ve edinilmiş malın kaynağına ilişkin belgenin yıllar sonra bulunamaması. Bu yazı, TMK ve HMK ile 4787 çerçevesinde süre-yetki ilişkisini ve ispat hazırlığını konu alır.

Tasfiye Talebi Ne Zaman Doğar

Mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiş sayılır; ancak tasfiye alacağının istenebilmesi kural olarak boşanma hükmünün kesinleşmesine bağlıdır. Bu ayrım pratikte iki sonuç doğurur: tasfiye davası boşanmayla birlikte açılsa dahi bekletici mesele yapılabilir, kesinleşme tarihi ise zamanaşımı hesabının başlangıcı bakımından belirleyici olur. Kesinleşme şerhinin alındığı tarihin dosyada kayıt altına alınması, sonraki süre tartışmalarını önler.

Görev: Aile Mahkemesi ve Sınırları

4787 sayılı Kanun uyarınca aile hukukundan doğan dava ve işler aile mahkemelerinde görülür; aile mahkemesi kurulmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Tasfiye talebi, üçüncü kişilerin mülkiyet iddiasıyla veya şirket paylarına ilişkin uyuşmazlıkla iç içe geçtiğinde görev tartışması çıkabilir. Talebin katılma alacağı mı, değer artış payı mı yoksa doğrudan mülkiyet iddiası mı olduğunun net yazılması, görevsizlik kararıyla kaybedilen ayları önler.

Yetki: Hangi Yer Mahkemesi

Tasfiye davalarında yetki, eşlerin yerleşim yeri ve dosyanın boşanma davasıyla bağlantısına göre belirlenir. Boşanma davasının görüldüğü mahkemenin tasfiye için de yetkili olabileceği hâller bulunmakla birlikte, taşınmazın bulunduğu yer otomatik olarak yetkili hâle gelmez. Yetki itirazı ilk itirazlar arasında ileri sürülmezse mahkeme yetkili sayılabileceğinden, karşı taraf açısından da bu aşama takip edilmelidir.

İspatın Gerçek Konusu: Malın Kaynağı

Tasfiyede tartışma çoğu zaman malın kime ait olduğu değil, hangi parayla alındığıdır. Bu nedenle dosya şu eksende kurulmalıdır:

  1. Edinim tarihi ve rejimin geçerli olduğu döneme düşüp düşmediği
  2. Ödeme akışı: banka transferleri, kredi kullanımı, taksit ödemeleri, satış bedeli aktarımları
  3. Kişisel mal iddiası varsa miras, bağış veya rejim öncesi edinim belgeleri
  4. Değer tespiti için tasfiye anındaki sürüm değerine ilişkin veriler

Delil Eksikliğini Önlemek İçin Erken Adımlar

Banka kayıtlarının saklama süreleri sınırlıdır; tapu, kredi ve trafik kayıtları ise dava açılmadan da toplanabilir. Kayıtların dosyaya getirtilmesi talebi dilekçede ayrı ayrı ve kurum adı belirtilerek yazılmalıdır. Malların üçüncü kişilere devredildiği şüphesi varsa, tedbir talebinin gerekçelendirilmesi tasfiyenin sonuçsuz kalmasını engelleyebilir.

Yukarıdaki çerçeve genel niteliktedir. Evlilik tarihi, rejim türü ve mal varlığının yapısı sonucu doğrudan etkilediğinden, somut dosyada uzmanlık gerektiren bir değerlendirme yapılması gerekir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla