İçeriğe geç
AC

Nafaka ve Tedbir Nafakası: Süre-Usul Planı ile İcra ve Mahkeme Ayrımı

7 Nisan 2026 Aile Hukuku 2 dk okuma 71 görüntülenme Son güncelleme: 5 Ağustos 2026

Nafaka uyuşmazlıklarında iki ayrı sorun sık sık birbirine karışır: nafakanın miktarının belirlenmesi veya değiştirilmesi ile hükmedilmiş nafakanın fiilen tahsil edilmesi. Birincisi mahkemenin, ikincisi ise icra düzeninin konusudur. TMK, HMK ve 4787 sayılı Kanun çerçevesinde bu ayrımın baştan kurulmaması, alacaklının aylarca sonuç alamamasına yol açar.

Nafaka Türleri Farklı Takvimlere Tabidir

  • Tedbir nafakası, dava süresince geçerli olmak üzere talep edilir ve çoğu zaman ilk duruşmadan önce karara bağlanabilir; bu nedenle talebin dava dilekçesiyle birlikte ileri sürülmesi önemlidir.
  • Yoksulluk nafakası boşanma hükmüyle birlikte veya boşanma kararının kesinleşmesinden sonra ayrı bir davayla istenebilir; sonradan açılacak davalar bakımından kanunda bir süre sınırı öngörülmüştür.
  • İştirak nafakası çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılım amacı taşır ve çocuk ergin oluncaya kadar devam eder; eğitimin sürmesi hâlinde ayrıca değerlendirilmesi gereken durumlar doğar.
  • Yardım nafakası ise altsoy, üstsoy ve kardeşler arasındaki bakım yükümlülüğünden kaynaklanır ve tarafları farklıdır.

Artırım, Azaltım ve Kaldırma Davalarında Zamanlama

Nafakanın miktarı değişmez değildir. Tarafların ekonomik durumunda esaslı bir değişiklik olduğunda artırım veya azaltım talep edilebilir; nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi ya da yoksulluğunun ortadan kalkması gibi hâllerde kaldırma davası gündeme gelir. Bu davalarda kararın hangi tarihten itibaren sonuç doğuracağı, dava tarihine bağlı olduğundan bekleme her ay için kayıp anlamına gelir. Hükümde kendiliğinden artış oranı öngörülmüşse, ayrıca dava açmadan bu oranın uygulanması istenebilir. Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında yetki bakımından nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesine tanınan imkân gözden kaçırılmamalıdır.

Ödenmeyen Nafakada İzlenecek Sıra

  1. Birikmiş nafaka için ilamlı icra takibi başlatılır; alacak dönem dönem hesaplanarak dosyaya işlenir.
  2. Takip kesinleştikten sonra maaş ve hesap haczi talep edilir; nafaka alacakları bakımından özel bir öncelik bulunduğu gözetilmelidir.
  3. Ödeme yine yapılmıyorsa nafaka hükmüne uymama nedeniyle icra ceza mahkemesine şikâyet yolu işletilir; bu yolun kısa bir şikâyet süresine tabi olduğu ve ödeme hâlinde sonuçlarının değişebileceği unutulmamalıdır.
  4. Borçlunun adresi ve işyeri değişmişse takip dosyasındaki bilgilerin güncellenmesi, sonraki hacizlerin sonuçsuz kalmasını önler.

Aile Mahkemesine mi, İcra Dairesine mi

Miktarın belirlenmesi, artırılması, azaltılması veya kaldırılması taleplerinde görevli merci aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi görev yapar. Buna karşılık kesinleşmiş bir nafaka hükmünün tahsili için mahkemeye yeniden başvurmak gerekmez ve bu talep icra dairesine yöneltilir. Tahsil talebinin mahkemeye, miktar değişikliği talebinin ise icra dairesine götürülmesi, uygulamada en çok zaman kaybettiren merci hatasıdır.

Buradaki açıklamalar genel bilgi amacıyla sunulmuştur. Tarafların gelir durumu, çocukların yaşı ve mevcut hükmün içeriği sonucu değiştirebileceğinden, talep oluşturulmadan önce dosyaya özgü bir hukuki değerlendirme yapılması yerinde olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla