İçeriğe geç
AC

Tenkis Davasında Süre Riski: Hak Düşürücü Sürenin Yönetimi

20 Haziran 2026 Miras Hukuku 2 dk okuma 95 görüntülenme Son güncelleme: 8 Ağustos 2026

Saklı payı zedelenen mirasçının açtığı tenkis davası, esasa girilmeden süre nedeniyle reddedilebilen dava türlerinin başında gelir. TMK ve HMK çerçevesinde sürenin ne zaman işlemeye başladığı, çoğu zaman davanın kendisinden daha çok tartışılır.

Sürenin Başlangıcı: Öğrenme Anı

Tenkis talebi için öngörülen kısa süre, mirasçının hem miras bırakanın ölümünü hem de saklı payının zedelendiğini öğrendiği anda işlemeye başlar; bunun yanında ölüm veya vasiyetnamenin açılması esas alınarak işleyen daha uzun bir süre de bulunur. Uygulamadaki tartışma, öğrenme anının ispatı üzerinde yoğunlaşır. Vasiyetnamenin okunmasına ilişkin tutanağın tebliği, tapu kaydının çıkarıldığı tarih veya mirasçılar arasındaki yazışmalar bu anı gösterebilir.

Def'i Olarak Tenkis: Gözden Kaçan İmkân

Süre geçtiğinde tenkis talebinin tamamen kaybedildiği düşünülür; oysa kendisine karşı bir talep yöneltilen mirasçı, tenkisi savunma yoluyla ileri sürebilir. Bu imkân her durumda kurtarıcı değildir, ancak elinde tereke malı bulunan mirasçı bakımından önemli bir dengeyi kurar. Bu nedenle dosya kurgulanırken, kimin talep eden kimin savunan konumda olacağı baştan planlanmalıdır.

Tenkis mi, Muvazaa mı?

  • Miras bırakan malı gerçekten bağışlamış ancak saklı payı zedelemişse tenkis gündeme gelir.
  • Devir görünürde satış olarak yapılmış ama gerçekte mirasçıdan mal kaçırma amacı taşıyorsa muvazaa iddiası öne çıkar.
  • Muvazaaya dayalı talep, tenkise özgü hak düşürücü süreye tabi olmaması yönüyle farklı bir zaman rejimindedir.
  • İki talep birlikte, kademeli olarak da ileri sürülebilir; bu kurgu süre riskini azaltır.

Hesaplamanın Delilleri

  1. Tereke mevcudu, ölüm tarihindeki durumu esas alınarak çıkarılır.
  2. Sağlararası kazandırmalar tarih ve değer bilgisiyle listelenir.
  3. Taşınmazlar için tapu kayıtları ve değer tespitine esas belgeler toplanır.
  4. Banka hesap hareketleri ve varsa şirket pay devirleri incelenir.

Paylaşım Anlaşması mı, Yargılama mı?

Mirasçılar arasındaki uyuşmazlıklarda dava, aile içi ilişkileri kalıcı biçimde zedeleyebilir ve terekedeki değerlerin uzun süre kullanılamamasına yol açar. Terekenin ağırlıklı olarak taşınmazdan oluştuğu, değer tartışmasının sınırlı olduğu dosyalarda paylaşım protokolü daha hızlı sonuç verir. Buna karşılık kazandırmaların gizlendiği veya kayıtların erişilebilir olmadığı hâllerde yargılama, delil toplanması bakımından zorunlu hâle gelir.

Buradaki açıklamalar genel bilgi niteliğindedir. Süre hesabı, öğrenme anına ilişkin somut verilere bağlı olduğundan, tereke ile ilgili bir bilgiye ulaştığınız anda hukuki değerlendirme yaptırmanız gerekir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla