Ortaklar arasındaki uyuşmazlıklarda esas dava sonuçlanana kadar geçen süre, çoğu zaman uyuşmazlığın kendisinden daha belirleyicidir. Bu süre içinde pay devri yapılabilir, şirket malvarlığı elden çıkarılabilir ya da yönetim organı fiilen tek taraflı biçimde işletilebilir. İhtiyati tedbir bu nedenle şirket içi ihtilaflarda tali bir talep değil, sonucu korumanın ana aracıdır.
Tedbir Talebinin Konusunu Daraltmak
Geniş ve genel biçimde yazılmış tedbir talepleri sıklıkla reddedilir. Talep, şirketin faaliyetini durduracak ölçüde değil, korunması istenen menfaate odaklanacak şekilde kurulmalıdır. Uygulamada karşılaşılan somut talepler şunlardır:
- Dava konusu payların devrinin ve rehnedilmesinin önlenmesi için pay defterine şerh
- Belirli bir taşınmaz veya marka üzerinde devir yasağı
- Genel kurul kararının uygulanmasının geri bırakılması
- Şirket hesapları üzerinde belirli işlemler bakımından sınırlama
Yaklaşık İspat Ölçüsünü Karşılamak
HMK, tedbir için tam ispat değil yaklaşık ispat arar; ancak bu, dayanaksız iddianın yeterli olduğu anlamına gelmez. Talebe eklenecek belgeler arasında ticaret sicil kayıtları, pay defteri örneği, genel kurul ve yönetim kurulu kararları, mali tablolar ve ortaklar arasındaki yazışmalar bulunmalıdır. Gecikmesinde sakınca bulunduğu iddiası da soyut kalmamalı, malvarlığının elden çıkarılmasına yönelik somut hazırlık gösterilmelidir.
Tedbirden Sonraki Takvim
Dava açılmadan önce alınan tedbir kararı, esas dava süresinde açılmazsa kendiliğinden kalkar; HMK bu süreyi iki hafta olarak belirler. Ayrıca tedbir kararının uygulanması da süreye bağlıdır ve talep edilmediğinde karar kâğıt üzerinde kalır. Şirketler hukukuna özgü bazı davalarda ise sürenin dayanağı 6102 sayılı TTK'dır; örneğin genel kurul kararının iptali istemi bakımından öngörülen üç aylık süre kaçırıldığında, alınmış bir tedbir kararı da anlamını yitirir.
Tedbire Karşı Konumlanmak
Karşı tarafta iseniz, tedbir kararına itiraz süresi kısadır ve kararın tebliğinden ya da huzurunuzda verilmişse öğrenilmesinden itibaren bir haftadır. İtirazda ileri sürülecek başlıklar bellidir: yaklaşık ispat ölçüsünün karşılanmadığı, talebin ölçüsüz olduğu, teminatın yetersiz kaldığı ve tedbirin şirketin olağan faaliyetini fiilen durdurduğu. Tedbir nedeniyle uğranılan zararın tazmini bakımından TBK ve HMK hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Tedbir ile Müzakere İlişkisi
Şirket içi uyuşmazlıklarda tedbir kararı çoğu zaman müzakere dengesini değiştirir. Bu nedenle talebin içeriği belirlenirken, yalnızca yargısal sonuç değil, pay alım satımı veya çıkma bedelinin belirlenmesi gibi çözüm senaryolarının nasıl etkileneceği de düşünülmelidir.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Şirket türü, esas sözleşme hükümleri ve ortaklık yapısı sonuçları değiştirdiğinden, talep hazırlanmadan önce hukuki değerlendirme alınması uygun olur.