Ticari uyuşmazlıklarda geçici koruma talebi çoğu zaman aceleyle yazılır ve yanlış hukuki kalıba oturtulur. Oysa TTK, TBK ve 6102 sayılı düzenleme çerçevesinde yürüyen bir dosyada, geçici korumanın türünü belirleyen tek ölçüt vardır: talebin konusu para alacağı mı, yoksa bir şey veya hak üzerindeki uyuşmazlık mı? Bu ayrım yapılmadan verilen dilekçe, esasa hiç girilmeden reddedilir.
Temel Ayrım
- İhtiyati haciz: muaccel bir para alacağının güvence altına alınması için istenir; dayanağı icra ve iflas mevzuatıdır. Rehinle temin edilmemiş alacaklarda gündeme gelir.
- İhtiyati tedbir: dava konusu şeyin el değiştirmesini, hakkın kullanılamaz hale gelmesini ya da zararın artmasını önlemek için istenir; dayanağı usul hukukudur. Pay devrinin durdurulması, ticari sırrın kullanımının engellenmesi, teslim borcunun konusu malın muhafazası gibi talepler bu kapsamdadır.
Para alacağı için tedbir istemek ya da bir hakkın kullanımını engellemek için haciz istemek, en yaygın kalıp hatasıdır ve düzeltilmesi için geçen sürede karşı taraf malvarlığını devredebilir.
Talebin Gücünü Belirleyen Üç Unsur
- Yaklaşık ispat: tam ispat aranmaz, ancak talebin haklılığı belge düzeyinde ortaya konmalıdır. Sözleşme metni, sipariş formu, teslim belgesi, cari hesap ekstresi ve yazışmalar dilekçeye eklenmelidir.
- Gecikmedeki sakınca: karar beklenirse ne olacağı somut biçimde anlatılmalıdır. Malvarlığının devredilmekte olduğunu gösteren ticaret sicili değişiklikleri, tapu hareketleri veya üçüncü kişilere yapılan bildirimler bu noktada işlevseldir.
- Teminat: kural olarak teminat istenir; teminatın nakit dışında banka teminat mektubu ile karşılanması talep edilebilir.
Mahkeme Seçimi ve Arabuluculuk İlişkisi
Ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerinde arabuluculuk dava şartıdır. Ancak geçici hukuki koruma talepleri bu şarttan ayrı değerlendirilir; arabuluculuk süreci devam ederken de mahkemeden koruma istenebilir. Bu, uygulamada en çok kaçırılan imkândır: arabuluculuk sürecinin sonucu beklenirken karşı tarafın malvarlığı eritilebilir.
Karardan Sonrasını Planlamak
Geçici koruma kararı alındığında iş bitmez. Kararın kanunda öngörülen süre içinde uygulanmasının istenmemesi, kararı kendiliğinden etkisiz hale getirir. Ayrıca karşı tarafın itirazı, teminat miktarına ve kararın kapsamına yönelebilir. Bu nedenle dilekçe hazırlanırken şu takvim baştan kurulmalıdır: kararın tebliği, uygulama talebi, itiraz süresi ve esas davanın açılması için öngörülen süre.
Sözleşme Aşamasında Alınabilecek Önlem
Uyuşmazlık doğmadan önce sözleşmeye konulacak yetkili mahkeme kaydı, teminat düzenlemesi, cezai şart ve delil sözleşmesi hükümleri, sonraki aşamada geçici korumaya erişimi belirgin biçimde kolaylaştırır. Özellikle cari hesap ilişkilerinde mutabakat usulünün yazılı olarak belirlenmesi, yaklaşık ispatın en pratik aracıdır.
Bu içerik genel bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır. Talebin niteliği ve tarafların sıfatı sonucu değiştirdiğinden, geçici koruma başvurusu öncesinde sözleşme ve ticari kayıtların birlikte incelenmesi önerilir.