Ticari ilişkilerde uyuşmazlık doğduğunda ilk tartışma çoğu zaman esasa değil, davanın nerede görüleceğine ilişkindir. TTK ve 6102 sayılı Kanun ile TBK ekseninde şekillenen sözleşme uygulamasında yetki, tahkim ve görev hükümleri, sonucu doğrudan etkileyen usul araçlarıdır. Bu rehber, yetki itirazının nasıl ve ne zaman ileri sürüleceğini ele alır.
Sözleşmedeki Yetki Hükmünü Denetlemek
Yetki sözleşmesinin geçerliliği tarafların sıfatına bağlıdır; tacirler ve kamu tüzel kişileri arasında yapılan yetki sözleşmeleri ile diğer ilişkilerdeki hükümler aynı sonucu doğurmaz. Ayrıca hükmün münhasır olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir: münhasır yetki hükmü genel yetkili yerlerde dava açılmasını engellerken, münhasır olmayan hüküm seçenek ekler. Sözleşmede aynı anda hem tahkim hem mahkeme yetkisi öngörülmüşse, çelişkili hüküm baştan tartışma konusu olur.
İtirazın Zamanı: Kaçırılan İlk Fırsat
Yetki itirazı, ilk itirazlar arasında yer alır ve cevap dilekçesinde ileri sürülmezse sonradan dinlenmez. Bu nedenle cevap süresinin uzatılması talebiyle geçen dönemde bile itirazın kaleme alınması ertelenmemelidir. İtirazda yalnızca yetkisizlik iddiası yeterli değildir; yetkili olduğu ileri sürülen mahkemenin de açıkça gösterilmesi gerekir. Bu gösterim yapılmadığında itiraz esasa girilmeden değerlendirme dışı kalabilir.
Ticari Davalarda Dava Öncesi Aşama
- Konusu para alacağı ve tazminat olan ticari davalarda arabuluculuk dava şartı olarak öngörülmüştür
- Son tutanağın dava dilekçesine eklenmemesi, davanın usulden reddine yol açabilir
- Arabuluculuk aşamasında yetki tartışması yapılmaz; bu aşama esas talebe odaklanır
- Tahkim şartı bulunan sözleşmelerde izlenecek yol ayrıca değerlendirilmelidir
Şirketler Hukuku Kaynaklı Uyuşmazlıklarda Süre
- Genel kurul kararlarının iptali için karar tarihinden itibaren üç aylık hak düşürücü sürenin gözetilmesi
- Toplantı çağrısı, gündem ve hazirun cetvelindeki usulsüzlüklerin tutanakla kayıt altına alınması
- Muhalefet şerhinin toplantı sırasında ve açık biçimde tutanağa geçirilmesi
- Yönetim kurulu kararlarına ilişkin taleplerin ayrı hukuki temele oturtulması
Sulh mü, Yargılama mı?
Ticari uyuşmazlıklarda karar verilirken salt alacak tutarı değil, ticari ilişkinin devamı, teminat mektupları, tedarik zincirindeki etki ve itibar boyutu birlikte tartılmalıdır. Karşı tarafla iş ilişkisi sürüyorsa, ödeme planına bağlanan bir sulh çoğu zaman toplam faydayı artırır. Buna karşılık sözleşmenin ihlali sistematikse veya rekabet açısından sonuç doğuruyorsa, ihtiyati tedbir ve delil tespiti talepleriyle desteklenen bir yargılama tercih edilebilir.
Buradaki açıklamalar genel çerçeve niteliğindedir; her sözleşmenin metni ve tarafların ticari sıfatı sonucu değiştirir. Usule ilişkin itirazlar için tanınan fırsat tek seferlik olduğundan, dava dilekçesi tebliğ edildiği anda değerlendirme yapılması gerekir.