Haksız fiilden doğan tazminat taleplerinde dava dilekçesi hazırlanmadan önce cevaplanması gereken soru şudur: bu uyuşmazlık hangi mahkemenin işidir? Görev kuralları kamu düzenindendir ve hâkim tarafından resen gözetilir; yanlış mahkemede geçen aylar, esas hakkında hiçbir kazanım sağlamaz.
Uyuşmazlığın Niteliği Görevi Belirler
Aynı olay, tarafların sıfatına göre farklı mahkemelere düşebilir. Zarar bir tüketici işleminden doğuyorsa tüketici mahkemesi ve parasal sınıra göre hakem heyeti; iki tacir arasındaki ticari ilişkiden doğuyorsa asliye ticaret mahkemesi; iş ilişkisi kapsamındaysa iş mahkemesi görevlidir. Bunların dışında kalan hâllerde genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. TKHK, TBK ve HMK bu ayrımın çerçevesini birlikte çizer.
Görevsizlik Kararından Sonraki Kesin Süre
Mahkeme görevsizlik kararı verirse dosya kendiliğinden yetkili mahkemeye gitmez. HMK, kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde dosyanın gönderilmesinin talep edilmesini arar. Bu başvuru yapılmazsa dava açılmamış sayılır; zamanaşımı bakımından kazanılan koruma da ortadan kalkar. Yanlış mercie başvurmanın en ağır sonucu çoğu zaman bu aşamada doğar.
Zamanaşımının İki Katmanı
TBK, haksız fiil tazminatı için zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren işleyen kısa süre ile fiilden itibaren işleyen uzun süreyi birlikte öngörür. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ve ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı varsa, tazminat talebi bakımından bu daha uzun süre uygulanır. Bu ihtimal, zamanaşımı def'i ile karşılaşan dosyalarda ilk kontrol edilecek başlıktır.
Delilleri Dilekçe Aşamasında Bağlayın
- Zararı doğuran eylemin tarihi ve yeri belgeyle sabitlenmeli
- Zarar kalemleri maddi ve manevi olarak ayrıştırılmalı
- Tanık deliline dayanılıyorsa hangi vakıanın tanığı olduğu gösterilmeli
- Ceza soruşturması varsa dosya numarası bildirilerek celbi istenmeli
- Kusur oranı tartışmalıysa bilirkişi incelemesi talebi baştan yazılmalı
Bilirkişi ve Keşif Talebinin Zamanlaması
Ön inceleme duruşmasıyla birlikte iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı devreye girer. Bu nedenle keşif, bilirkişi ve müzekkere talepleri geciktirilmemelidir. Zararın hesaplanabilir hâle gelmesi zaman alıyorsa, talep sonucunun belirsiz alacak olarak mı yoksa kısmi dava olarak mı kurulacağı baştan kararlaştırılmalıdır; bu tercih, faiz başlangıcı ve harç bakımından da sonuç doğurur.
Yukarıdaki çerçeve genel bir yol haritasıdır. Somut olayda tarafların sıfatı veya sözleşme ilişkisi değiştiğinde görevli mahkeme de değişebileceğinden, dava açılmadan önce dosyanın hukuki nitelendirmesinin yapılması gerekir.