Sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların çoğunda taraflar aynı metni okur, farklı sonuçlar çıkarır. Bu noktada mahkemenin yapacağı iş, metnin lafzına takılmadan tarafların gerçek ve ortak iradesini araştırmaktır. Ancak bu araştırma soyut değildir; hangi tarafın neyi ispatlayacağı ve davanın hangi mahkemede görüleceği, yorum tartışmasının pratik sonucunu doğrudan belirler.
Davalının Yerleşim Yeri ile İfa Yeri Arasında Seçim
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Bunun yanında sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Bu iki seçenek arasında yapılacak tercih, tanıkların ve keşif konusu yerin konumuna göre stratejik önem taşır. İfa yerinin nerede olduğu sözleşmede açıkça yazılmamışsa, borcun niteliğine göre belirlenir ve bu husus başlı başına bir tartışma konusu hâline gelebilir. Yetki sözleşmesi yapılmışsa, tarafların sıfatı bakımından bunun geçerli olup olmadığı ayrıca denetlenmelidir.
Hâkim Sözleşmeyi Hangi Sırayla Yorumlar?
Yorumda çıkış noktası, tarafların yanlışlıkla veya gerçek iradelerini gizlemek amacıyla kullandıkları sözlere değil, gerçek ve ortak iradelerine bakılmasıdır. Metin içinde kalan tereddütler, sözleşmenin bütünü, tarafların amacı, sözleşme öncesi görüşmeler, teamül ve edimler arasındaki denge gözetilerek giderilir. Sözleşmenin kurulmasından sonraki fiili uygulama da güçlü bir yorum aracıdır: taraflar yıllarca belirli bir uygulamayı sürdürmüşse, sonradan metne dayanarak bunun aksini savunmak zorlaşır. Genel işlem koşulu niteliğindeki hükümlerde ise düzenleyen aleyhine yorum ilkesi devreye girer.
İhlali İddia Edenin Ortaya Koyması Gerekenler
Kural olarak bir hakkın varlığını iddia eden, bunu ispatla yükümlüdür. Sözleşme ihlali iddiasında bu yük şu unsurlara dağılır:
- Geçerli bir sözleşmenin kurulduğu ve kapsamı
- Kendi ediminin usulüne uygun ifa edildiği ya da ifaya hazır olunduğu
- Karşı tarafın ediminin hiç veya gereği gibi ifa edilmediği
- Doğan zararın varlığı, miktarı ve ihlalle bağlantısı
Ödemenin yapıldığı, teslimin gerçekleştiği veya ayıbın süresinde bildirildiği gibi savunmalar bakımından ispat yükü ise bunları ileri sürene geçer. Bu dağılımı gözden kaçıran taraf, dosyaya doğru belgeleri değil, çok belge koyar.
Temerrüt İhtarı ve Yazışmaların Kaydı
Sözleşmeden dönme, fesih veya gecikme tazminatı taleplerinin çoğu, usulüne uygun bir ihtar bulunup bulunmadığına bağlıdır. İhtarın içeriği, verilen sürenin uygunluğu ve tebliğ edildiğinin belgelenmesi bu nedenle kritik önemdedir. Elektronik yazışmalar hızlı olsa da, karşı tarafa ulaştığının ispatı bakımından noter ihtarnamesi veya kayıtlı elektronik posta tercih edilmelidir. Aynı şekilde teslim tutanakları, irsaliyeler ve kabul beyanları saklanmalıdır.
Dava Türünü Seçerken
- Aynen ifa mı, tazminat mı, dönme mi talep edileceği baştan belirlenir.
- Talep miktarı belirlenebiliyorsa alacağın kısmen dava edilmesinin doğuracağı sonuç değerlendirilir.
- Zamanaşımı süresi, sözleşmenin türüne göre ayrıca hesaplanır.
- Görevli mahkemenin genel mahkeme mi yoksa özel görevli mahkeme mi olduğu kontrol edilir.
- Dava şartı niteliğinde bir arabuluculuk basamağı bulunup bulunmadığı teyit edilir.
Bu metin genel bilgilendirme amaçlıdır; sözleşmenin tipi, tarafların sıfatı ve fiili uygulama sonucu değiştirir. Talebinizi ileri sürmeden önce yazışma ve belgelerinizi hukuki değerlendirmeden geçirmeniz, dava türü seçiminde hata yapılmasını önler.