Tazminat talebinin nereye yöneltileceği, çoğu zaman talebin nasıl nitelendirildiğine bağlıdır. Aynı olay hem sözleşmenin ihlali hem de haksız fiil olarak okunabiliyorsa, seçilen nitelendirme yalnızca ispat yükünü değil yetkili mahkemeyi ve zamanaşımını da değiştirir. Bu nedenle dilekçe yazımı, hukuki nitelendirme tamamlanmadan başlamamalıdır.
Nitelendirme Yetkiyi Nasıl Değiştirir
Sözleşmeye dayanan taleplerde davalının yerleşim yeri mahkemesi yanında sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir. Haksız fiile dayanan taleplerde ise HMK, fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer ve zarar görenin yerleşim yeri gibi ek seçenekler tanır. Aynı olay için iki hukuki sebebin birlikte ileri sürülmesi mümkündür; ancak bu durumda her sebep için dayanılan yetki kuralının ayrı gösterilmesi gerekir.
Yetki Sözleşmesi Herkes İçin Geçerli Değil
Sözleşmelere konulan yetki kayıtları sınırsız değildir. HMK, yetki sözleşmesi yapılabilmesini tacirler ve kamu tüzel kişileri arasındaki uyuşmazlıklara özgülemiştir. Karşı taraf tüketici konumundaysa 6502 sayılı TKHK'nın koruyucu hükümleri devreye girer ve tüketiciyi uzak bir yerde dava açmaya zorlayan kayıtlar sonuç doğurmaz. Sözleşme incelenirken bu kaydın geçerli olup olmadığı ilk kontrol edilecek başlıklardandır.
Yorum Kuralları: Belirsizlik Kimin Aleyhine
6098 sayılı TBK, sözleşmenin yorumunda tarafların gerçek ve ortak iradesinin esas alınmasını öngörür; kullanılan sözcüklerin yanlış olması bu iradenin önüne geçmez. Önceden hazırlanmış ve tek taraflı dayatılan genel işlem koşulları bakımından ise ayrı bir denetim rejimi vardır: sözleşmenin niteliğine yabancı şartlar yazılmamış sayılabilir ve açık olmayan ifadeler düzenleyenin aleyhine yorumlanır. Bu kural, hazır matbu metinlerle kurulan ilişkilerde en güçlü savunma araçlarından biridir.
Zararın İspatındaki Boşluklar
- Fiili zararın belgeye bağlanmaması; yalnızca tahmini rakam yazılması.
- Yoksun kalınan kârın hangi veriye dayandırıldığının gösterilmemesi.
- İhtar ve temerrüt tarihinin belirsiz bırakılması, dolayısıyla faiz başlangıcının tartışmalı hâle gelmesi.
- Zararı azaltma yükümlülüğü kapsamında yapılan işlemlerin belgelenmemesi.
Dava Türü Tercihi
Talep miktarı başlangıçta tam olarak belirlenemiyorsa, HMK'nın belirsiz alacak davası ve kısmi dava kurumları gündeme gelir. Bu tercih, harç yükü kadar zamanaşımının hangi tutar için kesildiği bakımından da sonuç doğurur. Sözleşmeden doğan alacaklarda kural olarak uzun zamanaşımı süresi işlerken, haksız fiilde öğrenmeye bağlı kısa süre ve her hâlde işleyen uzun süre birlikte gözetilir. Bu iki takvim aynı tabloda tutulmalıdır.
Yukarıdaki açıklamalar genel niteliktedir ve sözleşmenizin metni sonucu değiştirebilir. Talep miktarının ve dava türünün belirlenmesi geri dönüşü güç sonuçlar doğurduğundan, dava açılmadan önce hukuki değerlendirme alınması önerilir.