Sözleşmeden doğan alacak uyuşmazlıklarında iki teknik konu davanın sonucunu belirler: zamanaşımı def'inin usulüne uygun ileri sürülüp sürülmediği ve davanın yetkili mahkemede açılıp açılmadığı. Bu iki konu birbirinden bağımsız görünse de, sürenin ne zaman başladığı çoğu zaman sözleşmenin nasıl yorumlanacağına bağlıdır.
Zamanaşımı Kendiliğinden Dikkate Alınmaz
Borçlar hukukunda zamanaşımı bir def'idir; mahkeme kendiliğinden gözetmez. Davalının bunu süresinde ve açıkça ileri sürmesi gerekir. Cevap dilekçesi verilmemesi ya da savunmanın genişletilmesi yasağının devreye girmesi halinde, esasen dolmuş bir süre dahi sonuç doğurmaz. Bu nedenle davalı tarafın ilk hazırlığı, esas savunmadan önce süre analizini yapmaktır.
Sürenin Başlangıcı Sözleşmenin Okunmasına Bağlıdır
Zamanaşımı, alacağın muaccel olduğu andan itibaren işlemeye başlar. Muacceliyet ise sözleşmede kararlaştırılan ifa zamanına, taksitlendirmeye, ihtar şartına veya işin teslimine bağlanmış olabilir. Aynı metin üzerinden taraflar farklı başlangıç tarihleri savunabildiği için, tartışma çoğu kez sözleşme yorumuna dönüşür. Sözleşmede yer alan ek protokoller ve teslim tutanakları bu nedenle asıl metin kadar önemlidir.
Yetki Sözleşmesi Her Zaman Geçerli Değildir
Genel kural olarak dava, davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır; sözleşmeden doğan davalarda ifa yeri mahkemesi de yetkilidir. Tarafların belirli bir mahkemeyi yetkili kılan anlaşma yapabilmesi ise sınırlıdır ve bu imkân tacirler ile kamu tüzel kişileri bakımından kabul edilmiştir. Tüketici konumundaki tarafın bulunduğu ilişkilerde matbu yetki maddeleri çoğu zaman sonuç doğurmaz.
Kesilme ve Durma İddiasının Belgelenmesi
Alacaklı tarafın sık kullandığı savunma, sürenin kesildiğidir. Bu iddia soyut kalmamalı, aşağıdaki kayıtlarla desteklenmelidir:
- Borcun kabul edildiğini gösteren yazışma, mutabakat veya cari hesap ekstresi
- Kısmi ödemelerin tarih ve tutarını gösteren banka kayıtları
- Noter aracılığıyla gönderilen ihtarname ve tebliğ şerhi
- Daha önce başlatılmış icra takibi ve dava dosyalarına ilişkin bilgiler
- Teslim, montaj veya hizmetin tamamlandığı tarihi gösteren tutanaklar
Görevsizlik ve Yetkisizlik Kararının Süreye Etkisi
Yanlış mahkemede açılan dava her zaman kaybedilmiş sayılmaz; verilen görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine yasal süre içinde başvurulması halinde dava ilk açıldığı tarihte açılmış sayılır. Ancak bu başvuru süresi kaçırıldığında dava açılmamış hale gelir ve bu arada işlemeye devam eden zamanaşımı, alacağı tümüyle etkisiz kılabilir. Karar tarihinin ve tebliğ tarihinin ayrı ayrı takvime işlenmesi bu nedenle önemlidir.
Bu yazı genel bilgi sunar. Sözleşmenin türü, tarafların sıfatı ve alacağın niteliği süreleri değiştirdiğinden, metniniz üzerinden hukuki değerlendirme yapılması gerekir.