Sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların önemli bir kısmı, tarafların aynı hükmü farklı okumasından kaynaklanır. Teslim tarihinin bağlayıcı mı yoksa tahmini mi olduğu, cezai şartın tek başına mı yoksa zararla birlikte mi istenebileceği, fesih bildiriminin hangi anda hüküm doğurduğu gibi sorular, çoğu zaman metnin kendisinde açıkça yazmaz. TBK'nın yorum ilkeleri burada devreye girer: sözleşme, tarafların gerçek ve ortak iradesine göre değerlendirilir; kullanılan sözcüklerin yanlış seçilmiş olması bu iradeyi geri plana atmaz.
Yorumun Dayanağını Kim Kurar?
Gerçek iradenin ispatı, metin dışındaki verilerle yapılır. Sözleşme öncesi yazışmalar, teklif ve revize edilmiş taslaklar, taraflar arasındaki önceki uygulamalar ve faturalandırma alışkanlığı bu kapsamdadır. Standart hükümler karşı tarafça hazırlanmışsa, açık olmayan ifadenin düzenleyen aleyhine yorumlanması gündeme gelir. Genel işlem koşulları bakımından ise, karşı tarafın menfaatine aykırı ve beklenmedik nitelikteki hükümlerin denetimi ayrı bir tartışma başlığıdır.
Yetki Kuralları ve Yetki Sözleşmesinin Sınırı
HMK'nın genel kuralına göre dava, davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Sözleşmeden doğan davalarda ise sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir; bu seçimlik bir imkândır. Sözleşmeye konulan yetki kaydı ise yalnızca tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında geçerlidir. Bu sınır gözden kaçtığında, ticari olmayan bir ilişkide yetki kaydına dayanılarak açılan dava usulden reddedilir ve yeniden dava açılana kadar geçen sürede zamanaşımı riski büyür.
Arabuluculuk Dava Şartını Atlamamak
Ticari nitelikteki alacak ve tazminat uyuşmazlıklarında arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu adım atlanırsa dava, esasa girilmeden usulden reddedilir. Süreç planlanırken şu sıra korunmalıdır:
- İhlalin ve talebin yazılı ihtarla karşı tarafa bildirilmesi
- Zararın kalem kalem hesaplanması ve belgelendirilmesi
- Arabuluculuk başvurusu ve son tutanağın alınması
- Anlaşmama hâlinde yetkili mahkemede dava
Zamanaşımının Başlangıç Anı
Sözleşmeden doğan alacaklarda kural olarak genel zamanaşımı süresi uygulanır; bazı ilişki tipleri için ise daha kısa süreler öngörülmüştür. Asıl sorun sürenin uzunluğu değil, başlangıç anının tespitidir. Sürekli edimli sözleşmelerde her dönemsel edim için ayrı bir başlangıç söz konusu olabilir; ayıplı ifada ise sürenin ihbar tarihiyle ilişkisi tartışılır. Bu nedenle uyuşmazlık dosyasında ilk yapılması gereken, ihlalin tarihinin bir zaman çizelgesine oturtulmasıdır.
Yukarıdaki değerlendirmeler genel bir çerçeve sunar; sözleşmenizin lafzı sonucu tümüyle değiştirebilir. Metni bir hukukçuya inceletmeden fesih veya dava adımı atmamanız önerilir.