İçeriğe geç
AC

Tazminat Talebinde Arabuluculuk Aşaması: Son Tutanağın Dava Dosyasına Etkisi

12 Haziran 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 79 görüntülenme Son güncelleme: 8 Ağustos 2026

Sözleşmeden veya haksız fiilden doğan tazminat taleplerinde arabuluculuk, artık dosyanın yalnızca bir ön basamağı değil, sonucu şekillendiren bir aşamadır. Ticari uyuşmazlıklarda olduğu gibi belirli konularda arabuluculuk dava şartıdır; bu hâllerde süreç işletilmeden açılan dava usulden reddedilir. Bu nedenle arabuluculuk masasına hazırlıksız oturmak, sanılandan çok daha pahalıya mal olur.

Masaya Oturmadan Önce Hesabı Kurmak

Tazminat talebinin gövdesini üç kalem oluşturur: fiilî zarar, yoksun kalınan kazanç ve varsa manevi zarar. Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde zararın kapsamı, kusur oranı ve varsa müterafik kusur birlikte değerlendirilir. Arabuluculuk görüşmesine gidilirken bu üç kalem ayrı ayrı ve belgeleriyle hesaplanmış olmalıdır. Toplam bir rakamla masaya oturan taraf, karşı tarafın kalem bazında yaptığı indirim önerilerine karşı savunmasız kalır.

Son Tutanağın İki Yüzü

Görüşme anlaşmayla sonuçlanırsa düzenlenen belge, şartları taşıması hâlinde icra edilebilirlik bakımından güçlü bir konum sağlar; taraflar avukatlarıyla birlikte imzaladıklarında ayrıca ilam niteliğinde belge sonucu doğar. Anlaşmama hâlinde ise son tutanak, dava dilekçesine eklenmesi gereken zorunlu bir belgeye dönüşür. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, tutanakta tarafların ve talebin doğru biçimde gösterilmesidir: davalı olarak gösterilecek kişi arabuluculuk sürecine taraf yapılmamışsa, dava şartı bakımından eksiklik doğabilir.

Anlaşma Metninde Sıkça Atlanan Başlıklar

  • Ödemenin vadesi, taksit sayısı ve gecikme hâlinde muacceliyet
  • Anlaşmanın hangi talepleri kapsadığı, feragatin sınırları
  • Faiz başlangıcı ve türüne ilişkin açık ifade
  • Karşılıklı ibra beyanının kapsamı ve üçüncü kişilere etkisi
  • Vergi ve masrafların hangi tarafa ait olacağı

Kapsamı belirsiz bırakılan bir ibra kaydı, ileride ayrı bir uyuşmazlık doğurmaya elverişlidir.

Anlaşmak mı, Yargılamaya Gitmek mi?

Karar verirken teknik bir soruya dürüst yanıt vermek gerekir: ispat yükü kimin üzerinde ve elimizdeki belge bu yükü kaldırıyor mu? Zararın miktarı bilirkişi incelemesine muhtaçsa, yargılama süresi ve masrafı ile anlaşma teklifi arasındaki fark daha gerçekçi ölçülür. Karşı tarafın ödeme kabiliyeti zayıfsa, kâğıt üzerindeki yüksek bir hüküm tahsil edilemeyebilir; bu durumda teminatlı bir anlaşma, uzun bir davadan daha değerli olabilir. Buna karşılık sorumluluğun esası tartışmalıysa ve benzer nitelikte başka talepler de gündeme gelecekse, mahkeme kararıyla netleşen bir hukuki durum tercih edilmelidir.

Zamanaşımını Gözden Kaçırmamak

Arabuluculuk süreci ile zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin ilişkisi, dosyanın en sessiz riskidir. Görüşmelerin uzaması, tarafların iyi niyetle beklemesi ve yazışmaların sürmesi, süreleri kendiliğinden esnetmez. Bu nedenle başvuru tarihi, görüşme tarihleri ve son tutanağın düzenlendiği gün tek bir kayıt üzerinde tutulmalı; dava açma süresi buna göre planlanmalıdır.

Yukarıdaki değerlendirme genel niteliktedir. Sözleşme metni, zararın türü ve tarafların sıfatı arabuluculuğun zorunlu olup olmadığını değiştirebileceğinden, görüşme öncesinde dosyanın hukuki incelemeden geçirilmesi önerilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla