İçeriğe geç
AC

Sözleşmede Zamanaşımı ve İhbar Yükümlülüğü: Süre Planı Nasıl Kurulur

26 Mart 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 78 görüntülenme Son güncelleme: 8 Ağustos 2026

Sözleşmeden doğan taleplerde en sessiz kayıp, hakkın varlığından değil zamanın geçmesinden doğar. Alacaklı çoğu zaman haklıdır; ancak talebini hangi tarihten itibaren ileri sürebileceğini ve hangi bildirimin süreyi etkilediğini kayıt altına almamıştır. Bu rehber, TBK, HMK ve TKHK ekseninde zamanaşımının başlangıcını, ihbarın rolünü ve görüşme sürecinin takvim üzerindeki etkisini ele alıyor.

Sürenin Başladığı Anı Doğru Tespit Etmek

Zamanaşımı, alacağın muaccel olduğu andan itibaren işlemeye başlar. Uygulamada tartışma da tam burada çıkar: sözleşme imzası mı, teslim mi, fatura tarihi mi, yoksa ödeme için kararlaştırılan vade mi esas alınacaktır. Taksitli edimlerde her taksit için ayrı bir başlangıç anı doğabilir; sürekli edimlerde ise ilişkinin sona erme tarihi belirleyici olabilir.

Bu nedenle dosyanın ilk sayfasına tek bir tarih değil, olası başlangıç anlarının listesi yazılmalıdır. En erken ihtimale göre planlama yapmak, en iyimser ihtimale güvenmekten daha güvenlidir.

İhbarın İki Ayrı İşlevi

İhbar kavramı iki farklı işlevi karıştırılarak kullanılır. Birincisi, ayıplı ifa veya sözleşmeye aykırılık hâlinde karşı tarafa yapılması gereken bildirimdir; bu bildirimin zamanında yapılmaması, alacak hakkının kendisini zayıflatabilir. İkincisi ise borçluyu temerrüde düşüren ve faiz ile diğer sonuçları başlatan ihtardır.

İki bildirim de yazılı ve tarihi ispatlanabilir biçimde yapılmalıdır. Elektronik posta ile gönderilen bir bildirimin ulaştığı ispat edilemiyorsa, dosyada kâğıt üzerinde var olan bir belge fiilen yok hükmünde kalabilir. Bildirim metninde talebin ne olduğu ve verilen sürenin uzunluğu açıkça yazılmalıdır.

Görüşme Süreyi Durdurmaz

Karşı tarafla sürdürülen sulh görüşmeleri, tek başına zamanaşımını durduran veya kesen bir olgu değildir. Buna karşılık borçlunun borcu kabul ettiğini gösteren beyanları, kısmi ödemeler ve teminat verilmesi gibi işlemler tabloyu değiştirebilir. Bu nedenle görüşme sürecinde şu ayrım yapılmalıdır:

  • Karşı taraftan gelen ve borcu kabul anlamına gelebilecek yazılı beyanlar ayrı bir dosyada toplanır.
  • Kısmi ödemeler, dekont ve tarihleriyle birlikte kaydedilir.
  • Görüşmeler için tek taraflı bir bitiş tarihi belirlenir ve o tarihe kadar sonuç alınmazsa yargı yoluna geçilir.
  • Görüşme sürerken dava veya icra takibi hazırlığı tamamlanmış tutulur.

Uzlaşma ile Dava Arasında Seçim

Uzlaşma kararı duygusal değil hesaplanabilir olmalıdır. Karşılaştırılması gereken kalemler; talebin ispat gücü, tahsil kabiliyeti, yargılama süresi ve masraflardır. Tahsil edilmesi güç bir alacakta bugünkü kısmi ödeme, uzun bir yargılamanın sonunda elde edilecek daha yüksek bir hükümden değerli olabilir. Tersine, karşı taraf sırf süreyi tüketmek için görüşmeyi uzatıyorsa uzlaşma zemini yoktur.

Zamanaşımı savunması, karşı tarafça ileri sürüldüğünde en güçlü savunmalardan biridir ve esasa girilmesini tümüyle engelleyebilir. Bu yazı genel bilgi amaçlıdır; sözleşmenin türü ve tarafların sıfatı süre rejimini değiştirebileceğinden, belgeler incelenmeden yapılacak süre hesabına dayanılmamalıdır.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla