Sözleşme ihlallerinde talebin reddedilmesinin en sık nedeni, ihlalin ispat edilememesi değil, zararın hesaplanabilir biçimde ortaya konulamamasıdır. Karşı tarafın yükümlülüğünü yerine getirmediği kabul edilse dahi, miktarı gösterilemeyen bir talep karşılıksız kalır. TBK, HMK ve TKHK çerçevesinde yürüyen bu tür dosyalarda hazırlık, hesabın kurgusuyla başlamalıdır.
Zararı Kalemlere Ayırmak
Tek bir toplam rakam yerine zarar, birbirinden bağımsız kalemlere bölünerek gösterilmelidir. Fiilen yapılan ve belgelenebilen harcamalar bir grupta, ihlal olmasaydı elde edilecek kazanç ikinci grupta, ihlalin giderilmesi için yapılan ek masraflar üçüncü grupta toplanır. Bu ayrım, bir kalemin ispat edilememesi halinde diğerlerinin ayakta kalmasını sağlar; toplu rakam üzerinden kurulan taleplerde ise tek bir eksiklik tüm talebi zayıflatır.
İhlalin Tarihini Sabitleyen Yazışmalar
- Edimin yerine getirilmesini isteyen ihtar ve buna verilen cevaplar
- Teslim, kabul veya red tutanakları ile eksiklik listeleri
- Ödeme kayıtları ve fatura akışındaki kesinti tarihleri
- Sözleşmenin değiştirildiğini gösteren ek protokoller ve yazışmalar
Bu belgeler tarih sırasına dizildiğinde, ihlalin hangi anda gerçekleştiği ve temerrüdün ne zaman doğduğu kendiliğinden ortaya çıkar. Faiz talebinin başlangıcı da bu tarihe bağlı olduğundan, sıralamanın doğru kurulması hesabın doğrudan bir parçasıdır.
Sözleşmedeki Ceza Koşulu ve Sınırlayıcı Hükümler
Metinde bir ceza koşulu bulunuyorsa, bunun zararla ilişkisinin nasıl kurulduğu incelenmelidir. Bazı düzenlemeler cezanın yanında aşan zararın ayrıca istenmesine imkân verirken, bazıları talebi ceza tutarıyla sınırlar. Aynı şekilde sorumluluğu daraltan hükümler, hangi ihlal türü için öngörüldüğüne göre değerlendirilir. Dava dilekçesi yazılmadan önce sözleşmenin bu maddeleri ayrı bir sayfada listelenmelidir.
Sulh Görüşmesi ile Dava Arasındaki Hesap
Ticari nitelikteki para alacaklarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması aranır; bu aşama zorunlu olduğu kadar, tarafların masrafsız biçimde karşılıklı pozisyon ölçmesine de imkân verir. Görüşmeye hazırlıksız gidilmesi ise en kötü sonucu doğurur: karşı taraf hesabın zayıf noktalarını öğrenir, dosya ise anlaşmasız kapanır. Bu nedenle görüşmeye, dava dilekçesinde kullanılacak hesap tablosunun aynısıyla gidilmesi ve kabul edilebilir alt sınırın önceden belirlenmesi gerekir.
Yukarıdaki çerçeve genel bir yöntem önerisidir. Sözleşmenin türü, tarafların sıfatı ve ihlalin niteliği hem hesabı hem izlenecek usulü değiştirir; bu nedenle önemli tutarlı uyuşmazlıklarda talep kurulmadan önce profesyonel bir değerlendirme almak yerinde olur.