Bir alacak talebinde iki soru genellikle aynı anda sorulur: talep hâlâ ileri sürülebilir mi ve ne kadar istenebilir? Birincisi zamanaşımının, ikincisi hesap yönteminin konusudur. Bu iki başlık ayrı ayrı ele alındığında, güçlü görünen bir dosya usulden sonuçsuz kalabilir.
Süre Ne Zaman İşlemeye Başlar
Zamanaşımı, alacağın muaccel olduğu andan itibaren işler. Haksız fiile dayalı taleplerde ise başlangıç, zararın ve sorumlunun öğrenilmesi anıdır; buna ek olarak fiilden itibaren işleyen mutlak bir üst süre bulunur. Türk Borçlar Kanunu genel zamanaşımı süresini on yıl olarak belirlemiş, kira bedeli gibi dönemsel edimler için daha kısa bir süre öngörmüştür. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyor ve ceza kanunundaki dava zamanaşımı daha uzunsa, tazminat talebi bakımından bu uzun süre uygulanır.
Süreyi Kesen ve Durduran Hâlleri Ayırmak
- Kesilme: Borçlunun borcu ikrar etmesi, kısmi ödeme yapması, dava açılması veya takip başlatılması hâlinde süre sıfırlanır ve yeniden işlemeye başlar.
- Durma: Kanunda sayılan hâllerde süre işlemez, engel kalkınca kaldığı yerden devam eder.
- Belge değeri: Ödeme dekontu, yazışma veya cari hesap mutabakatı gibi kayıtlar kesilmenin ispatında belirleyicidir.
Tazminat Hesabını Baştan Kurmak
Hesabın dosyaya sonradan eklenen bir ayrıntı gibi görülmesi sık yapılan bir hatadır. Oysa talep kalemleri, faiz başlangıç tarihleri ve faiz türü daha dava dilekçesi yazılırken belirlenmelidir. Maddi zarar, yoksun kalınan kazanç ve manevi zarar ayrı kalemler olarak gösterilmeli; her kalemin dayandığı belge ayrıca listelenmelidir. HMK uyarınca belirsiz alacak veya kısmi dava tercihinin isabetli yapılması, hem harç yükünü hem sonraki artırım imkânını etkiler.
Karşı Tarafın Savunmasını Önceden Okumak
Zamanaşımı def'i, hâkim tarafından resen dikkate alınmaz; ileri sürülmesi gerekir ve savunma dilekçesinde belirli aşamaya kadar öne sürülmezse dinlenmez. Bu nedenle davacı tarafın, karşı tarafın süreye dayanma ihtimalini baştan hesaba katıp kesilme delillerini dosyaya koyması; davalı tarafın ise def'i cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir.
Sulh ile Dava Arasında Karar Verirken
Sulh görüşmesi sırasında yapılan kısmi ödeme veya yazılı ikrar, aynı zamanda zamanaşımını kesen bir işlemdir; bu yönüyle görüşme masası yalnızca ticari değil hukuki bir sonuç da doğurur. Tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ise TKHK kapsamındaki başvuru yollarının süre üzerindeki etkisi ayrıca gözden geçirilmelidir. Görüşme uzarken sürenin sessizce tüketilmesi, uygulamada en sık karşılaşılan hak kaybı biçimlerindendir.
Bu metin genel bilgi amaçlıdır; sürelerin başlangıcı sözleşmenin türüne ve olayın gelişimine göre değişir. Talep ileri sürülmeden önce hesap ve süre analizinin birlikte yapılması tavsiye edilir.