Tazminat davalarında kaybedilen dosyaların önemli bölümü haksızlığın bulunmamasından değil, zararın miktarının gösterilememesinden kaynaklanır. Sorumluluk kabul edilse bile, hesaplanabilir bir zarar ortaya konulamadığında talep büyük ölçüde reddedilir. Bu rehber, borçlar hukuku kaynaklı tazminat taleplerinde zararı belgeye bağlamanın yollarını ele alır.
Zararı üç ayrı sütunda düşünmek
Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde tazminat talebi kurulurken fiili zarar, yoksun kalınan kazanç ve manevi zarar birbirinden ayrılmalıdır. Fiili zarar faturalarla, yoksun kalınan kazanç sözleşme ve geçmiş dönem verileriyle, manevi zarar ise olayın kişide yarattığı etkiyi gösteren kayıtlarla desteklenir. Üç kalemi tek bir tutar içinde eritmek, hem bilirkişi incelemesini hem de faiz ve harç hesabını karmaşıklaştırır.
Belirsiz alacak mı, kısmi dava mı
Hukuk Muhakemeleri Kanunu farklı dava türlerine farklı sonuçlar bağlar. Zarar miktarı dava açılırken hesaplanabiliyorsa belirsiz alacak yolunun tercih edilmesi, talebin usulden reddine yol açabilir. Buna karşılık miktar gerçekten belirlenemiyorsa kısmi dava tercihinin zamanaşımı ve faiz bakımından doğuracağı sonuçlar önceden değerlendirilmelidir. Bu seçim delil durumuna göre yapılır; dosyada hesap raporu bulunmadan verilen kararlar sonradan düzeltilmesi güç sonuçlar üretir.
Kusuru ve nedenselliği kim gösterecek
- Olayın oluşunu gösteren tutanak, rapor ve görüntü kayıtları
- Karşı tarafın davranışı ile zarar arasındaki bağlantıyı kuran teknik değerlendirme
- Zararı azaltma yükümlülüğünün yerine getirildiğini gösteren belgeler
- Sözleşmesel ilişki varsa yazışmalar, ihtar ve teslim kayıtları
- Zarar görenin kendi kusuruna ilişkin savunmaya karşı hazırlanan karşı deliller
Bilirkişi raporuna itirazı hazırlamak
- Rapor, dosyadaki hangi belgeye dayandığı bakımından satır satır kontrol edilir.
- Hesaplamada kullanılan varsayımlar ile dosyadaki veriler karşılaştırılır.
- Eksik değerlendirilen kalemler için ek belge sunularak yeni rapor talep edilir.
- İtiraz süresi kaçırılmadan, gerekçeli ve kaleme özgü biçimde yazılır.
Tüketici işlemiyse yol değişir
Zarar bir mal veya hizmet alımından doğuyorsa 6502 sayılı Tüketici Korunması Hakkında Kanun çerçevesinde ayrı bir başvuru hattı gündeme gelir. Parasal değere göre tüketici hakem heyeti ya da tüketici mahkemesi devreye girer; başvurunun yanlış mercie yapılması zaman kaybına yol açar. Ayrıca ayıplı mal ve hizmete ilişkin bildirim ve süre kuralları, genel tazminat rejiminden farklı işleyebilir.
Bu metin genel bilgilendirme sağlar. Zararın türü, sorumluluk kaynağı ve tarafların sıfatı hesabı doğrudan etkilediğinden, talebinizi bir avukatla birlikte kurgulamanız önerilir.