İçeriğe geç
AC

Tazminat Talebinde Zamanaşımı ve Delil: Yetkili Mahkeme Seçimi Sonucu Nasıl Değiştirir

25 Mart 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 90 görüntülenme Son güncelleme: 7 Ağustos 2026

Tazminat dosyalarında en pahalı hata, iddianın zayıflığı değil; doğru talebin yanlış zamanda ya da yanlış mahkemede ileri sürülmesidir. Zararın kaynağı sözleşme mi yoksa haksız fiil mi sorusu, hem süreyi hem yetkili mahkemeyi hem de ispat yükünü aynı anda değiştirir. Bu nedenle dilekçe yazılmadan önce yapılması gereken ilk iş, talebin hukuki temelini netleştirmektir.

Zararın Kaynağı Süreyi Belirler

TBK bakımından haksız fiilden doğan tazminat istemi, zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren işleyen kısa süreye ve fiilin gerçekleştiği andan itibaren işleyen uzun süreye tabidir. Sözleşmeye aykırılıktan doğan taleplerde ise kural olarak daha uzun bir zamanaşımı geçerlidir. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa, tazminat talebi bakımından o daha uzun süre uygulanır. Bu kural, ilk bakışta zamanaşımına uğramış görünen pek çok dosyayı ayakta tutar.

Yetki Seçeneklerini Bilinçli Kullanmak

HMK, genel yetkili mahkemeyi davalının yerleşim yeri olarak belirler; haksız fiilde ise fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer veya zarar görenin yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir. Sözleşmeden doğan davalarda ifa yeri mahkemesi ayrıca gündeme gelir. Bu seçenekler arasında tercih yapılırken bilirkişi ve tanıklara erişim kolaylığı da hesaba katılmalıdır. Tacirler arasındaki ilişkilerde yapılmış yetki sözleşmesi ise bu seçenekleri kapatarak tek bir mahkemeyi münhasır kılabilir.

Dava Şartı Arabuluculuğu Atlamamak

Ticari nitelikteki para alacağı ve tazminat talepleri bakımından arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu adım atlanırsa dava esasa girilmeden usulden reddedilir ve bu sırada zamanaşımı bakımından değerli haftalar kaybedilir. Talebin ticari sayılıp sayılmadığı, tarafların sıfatı ve işin niteliğine göre baştan değerlendirilmelidir.

Zararı Sayısallaştıran Delil Düzeni

  1. Zararın doğduğu anı sabitleyen belge veya tespit
  2. Fiil ile zarar arasındaki nedensellik bağını gösteren teknik rapor
  3. Yapılan masrafların fatura ve ödeme kayıtlarıyla belgelenmesi
  4. Kazanç kaybı iddiası varsa karşılaştırmalı gelir kayıtları
  5. Karşı tarafın kusurunu gösteren yazışma ve tutanaklar

Zararın miktarı başlangıçta tam olarak belirlenemiyorsa, talebin belirsiz alacak biçiminde kurulması ya da ıslah imkanının saklı tutulması gerekir. Aksi halde bilirkişi raporu sonrası ortaya çıkan fark için ek talep yöneltilemez ve fazlaya ilişkin hak saklı tutulmadığından kalan kısım kaybedilir. TKHK kapsamına giren ilişkilerde ise tüketici lehine getirilen özel kuralların, genel hükümlerin önüne geçtiği unutulmamalıdır.

Buradaki açıklamalar yol gösterici genel bilgilerdir. Zamanaşımı hesabı somut olayın ayrıntılarına duyarlı olduğundan, talep oluşturmadan önce profesyonel bir değerlendirme almanız önerilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla