İçeriğe geç
AC

Sözleşmeden Doğan Tazminat Davasında Yetki Şartı ve Yorum Sorunu

12 Haziran 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 77 görüntülenme Son güncelleme: 16 Ağustos 2026

Sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminat taleplerinde tartışma iki katmanlıdır: sözleşmenin ne anlama geldiği ve bu tartışmanın hangi mahkemede yürütüleceği. Yetki konusunun sözleşme metnine gömülmüş bir cümleyle önceden belirlenmiş olması, davanın açılacağı yeri de savunmanın kurgusunu da değiştirir.

Yetkiyi Belirleyen Üç Olasılık

HMK bakımından genel yetki kuralı davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Sözleşmeden doğan davalarda ise sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de seçenek olarak açıktır; ifa yerinin neresi olduğu borcun türüne göre belirlenir. Üçüncü olasılık, tarafların yaptığı yetki sözleşmesidir. Ancak yetki sözleşmesi yapma imkânı herkese tanınmış değildir: tacirler ile kamu tüzel kişileri arasında geçerli olabilen bu anlaşmalar, tüketici sıfatı taşıyan tarafın bulunduğu ilişkilerde TKHK'nın koruyucu hükümleri karşısında sonuç doğurmaz.

Sözleşmenin Yorumunda Başvurulan Ölçütler

TBK, sözleşmelerin yorumunda tarafların gerçek ve ortak iradesinin esas alınmasını benimser; kullanılan sözcüklerin yanlış olması sonucu değiştirmez. Uygulamada bu ilke şu somut sorulara dönüşür: metin hangi koşullarda hazırlandı, taraflar sonraki davranışlarıyla hükmü nasıl uyguladı, teknik terimler sektörde hangi anlamda kullanılıyor. Genel işlem koşulu niteliğindeki hükümler ile bireysel olarak müzakere edilen hükümler farklı denetime tabidir; bu ayrımın davada ortaya konulması gerekir.

Dava Açılmadan Önceki Basamak

Ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat istemleri bakımından arabuluculuk dava şartıdır. Bu basamağın atlanması, dosyanın esasa girilmeden reddine yol açar. Uyuşmazlığın ticari nitelik taşıyıp taşımadığı, tarafların sıfatı ve işin ticari işletmeyle ilgisi üzerinden değerlendirilir. Sözleşmede tahkim şartı bulunuyorsa mahkeme yolu kapanır; bu şartın geçerliliği ve kapsamı ayrıca incelenmelidir.

Talebin Kurulmasında Yapılan Hatalar

  • Zarar kalemlerinin ayrıştırılmaması: fiili zarar, yoksun kalınan kâr ve cezai şart aynı torbaya konulmamalıdır.
  • Cezai şart talep edilirken sözleşmedeki koşulun gerçekleştiğinin gösterilmemesi
  • Temerrüdün ne zaman oluştuğunun ve faiz başlangıç tarihinin belirtilmemesi
  • Alacağın miktarının belirlenebilir olduğu hâlde belirsiz alacak davası olarak açılması
  • İhtar ve fesih bildirimlerinin sözleşmede öngörülen şekle uygun yapılmaması

İspat Yükünü Doğru Dağıtmak

Sözleşmenin varlığını iddia eden taraf bunu, borcun ifa edildiğini iddia eden taraf ise ifayı ispatla yükümlüdür. Yazılı delil kuralı, senetle ispat zorunluluğu ve tanık dinlenebilecek istisnai hâller dava planlanırken gözetilmelidir. E-posta yazışmaları, teslim tutanakları, hakediş belgeleri ve ödeme kayıtları çoğu dosyada belirleyici olur; bu belgelerin tarih sırasıyla ve karşılıklı biçimde sunulması, bilirkişi incelemesinin isabetini artırır.

Bu değerlendirme genel çerçeveyi anlatır; sözleşmenin metni ve tarafların sıfatı sonucu esaslı biçimde değiştirebilir. Dava açmadan önce sözleşmenizin yetki, tahkim ve fesih hükümlerini bir hukukçuyla birlikte okumanız önerilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla