İçeriğe geç
AC

Sözleşmesel Alacakta Zamanaşımı ve Arabuluculuk: Süreyi Koruyan Delil Düzeni

27 Mayıs 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 59 görüntülenme Son güncelleme: 17 Ağustos 2026

Bir alacak dosyasında en tartışmalı savunma çoğu zaman esasa değil süreye ilişkindir. Zamanaşımı defi ileri sürüldüğünde, alacağın varlığı kanıtlansa bile talep sonuçsuz kalabilir. TBK ve HMK ekseninde yürüyen bu tartışma, arabuluculuk sürecinin araya girmesiyle daha da katmanlı hâle gelir. Bu rehber, süre savunmasını karşılayacak delil düzenini konu alır.

Sürenin İşlemeye Başladığı Anı Belirlemek

Zamanaşımı tartışmasının çıkış noktası, alacağın muaccel hâle geldiği tarihtir. Dönemsel edimlerde her dönem için ayrı bir başlangıç söz konusu olabilirken, tek seferlik bir edimde teslim veya ifa tarihi belirleyicidir. Bu nedenle dosyaya önce sözleşme metni, ardından ifa ve fatura tarihlerini gösteren belgeler kronolojik biçimde yerleştirilmelidir.

Arabuluculuğun Süre Üzerindeki Etkisi

Ticari nitelikteki pek çok alacak uyuşmazlığında arabuluculuk, dava açılmadan önce tamamlanması gereken bir aşamadır. Bu aşamanın başlaması ve sona ermesi, süre hesabında dikkate alınması gereken kırılma noktalarıdır. Uygulamada sık görülen hata, arabuluculuk başvurusunun yapıldığı ancak son tutanağın alınmasının geciktirildiği, dava dilekçesinin ise tutanak tarihine göre planlanmadığı dosyalardır.

  • Başvuru tarihi ve son tutanak tarihi tek bir takvimde tutulmalıdır
  • Taraf teşkilindeki eksiklikler tutanağa yansıtılmalıdır
  • Anlaşmama gerekçesi, dava dilekçesindeki anlatımla çelişmemelidir

Kesme ve Durma İddiasını Belgeleyen Kayıtlar

Zamanaşımının kesildiği iddiası soyut biçimde ileri sürüldüğünde sonuç doğurmaz. Borçlunun borcu kabul ettiğini gösteren yazışmalar, kısmi ödeme dekontları, cari hesap mutabakat yazıları ve icra takibi evrakı bu iddianın somut dayanaklarıdır. Kısmi ödemelerde ödemenin hangi alacağa mahsuben yapıldığının açıkça yazılması, sonraki aşamada "bu ödeme başka bir borç içindi" savunmasını önler.

Anlaşmak mı, Dava Açmak mı

Süre riski yüksek dosyalarda tercih, çoğu zaman tutar üzerinden değil zaman üzerinden yapılır. Zamanaşımı savunmasının başarılı olma ihtimali ciddi görünüyorsa, arabuluculuk aşamasında sağlanacak yapılandırma, uzun yargılamadan daha korunaklı olabilir. Buna karşılık borç ikrarı içeren güçlü belgeler varsa, dava yolunda talebin tamamı istenebilir. Karar verirken şu üç veri karşılaştırılmalıdır: belgelerin ikrar gücü, karşı tarafın ödeme kabiliyeti ve süre savunmasının dayandığı tarih aralığı.

Alacak dosyalarında süre hesabı, sözleşmenin türüne ve tarafların sıfatına göre değişir. Buradaki değerlendirmeler genel çerçeve sunar; somut belgeler incelenmeden yapılacak bir süre hesabı yanıltıcı olabileceğinden, dosyanızın özel durumu için hukuki görüş alınması önerilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla