Alacak dosyalarında en sessiz kayıp, hakkın varlığından değil zamanın geçmesinden doğar. Türk Borçlar Kanunu alacak türlerine göre farklı zamanaşımı süreleri öngörür; bu sürelerin ne zaman başladığı, hangi olayla kesildiği ve hangi hâlde durduğu dosyanın kaderini belirler. Arabuluculuk süreci ise bu takvimin üzerine yerleşen ikinci bir katmandır. Bu rehber, zamanaşımı savunmasını ve arabuluculuk adımlarını aynı takvimde yönetmenin yöntemini, tebligat gecikmesinin yarattığı riskle birlikte ele alır.
Sürenin Başlangıcını Doğru Belirlemek
Zamanaşımı hesabındaki hataların çoğu, başlangıç anının yanlış saptanmasından kaynaklanır. Sözleşmeden doğan alacaklarda kural olarak muacceliyet anı esas alınır; taksitli edimlerde her taksit için ayrı bir başlangıç söz konusu olabilir. Bu nedenle dosyanın başında şu üç tarih ayrı ayrı yazılmalıdır: borcun doğduğu tarih, muaccel hâle geldiği tarih ve alacaklının talepte bulunduğu tarih.
Kesilme ile Durma Arasındaki Fark
- Kesilme: Sürenin sıfırlanarak yeniden işlemeye başlamasıdır; borçlunun borcu ikrar etmesi, kısmi ödeme yapması veya alacaklının dava ya da takip yoluna başvurması tipik sebeplerdir.
- Durma: Sürenin işlemesinin geçici olarak askıya alınmasıdır; engel ortadan kalktığında süre kaldığı yerden devam eder.
- Dava şartı olan arabuluculukta, büroya başvuru ile son tutanağın düzenlendiği tarih arasında zamanaşımı işlemez; bu koruma ancak sürecin usulüne uygun yürütülmesi hâlinde sonuç doğurur.
Bu ayrım karıştırıldığında, kesildiği düşünülen bir sürenin aslında hiç kesilmemiş olduğu dava açıldıktan sonra fark edilir.
Tebligat Gecikmesi Zamanaşımı Hesabını Nasıl Bozar?
İhtarnamenin, arabuluculuk davetinin veya ödeme talebinin karşı tarafa ulaştığı tarih, hem temerrüt hem de süre hesabı bakımından belirleyicidir. Evrakın geç tebliğ edilmesi ya da hiç ulaşmaması hâlinde alacaklı, süreyi kestiğini sandığı bir işlemin sonuç doğurmadığını çok geç öğrenir.
- Her ihtar ve davet için tebliğ şerhi dosyada saklanmalı, yalnızca gönderim makbuzuyla yetinilmemelidir.
- Karşı tarafın adres kaydı, gönderimden önce güncel kaynaktan doğrulanmalıdır.
- Arabuluculuk son tutanağının tarihi ile dava açma tarihi arasındaki aralık ayrıca izlenmelidir.
- Süre sonuna yaklaşan dosyalarda, tebligatın dönmesi beklenmeden koruyucu adım planlanmalıdır.
Karşı Taraftaysanız: Def'i Zamanında İleri Sürülmeli
Zamanaşımı, hakimin kendiliğinden dikkate alacağı bir husus değildir; ilgili tarafça usulüne uygun biçimde ileri sürülmesi gerekir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde savunma sebeplerinin ne zaman bildirileceği sıkı biçimde düzenlendiğinden, def'inin cevap aşamasında açıkça yazılması şarttır. Sonradan hatırlanan bir zamanaşımı savunması, çoğu zaman değerlendirilmez.
Bu metin genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Alacağın türü, taraflar arasındaki ilişki ve yapılan yazışmalar süre hesabını tamamen değiştirebilir; süre sonu yaklaşan bir dosyanız varsa vakit kaybetmeden hukuki değerlendirme almanız önerilir.