Alacak uyuşmazlıklarında zamanaşımı, çoğu zaman esas tartışmanın önüne geçer. Türk Borçlar Kanunu süreleri ve kesilme hâllerini düzenler, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ispat yükünü belirler, tüketici işlemlerinde ise 6502 sayılı Kanun ayrı bir çerçeve getirir. Bu üçlü içinde dosyayı kaybettiren en yaygın hata, yanlış takip yolunun seçilmesi ve bu sırada sürenin dolmasıdır.
Def'i ile itirazın karıştırılması
Zamanaşımı, hâkimin kendiliğinden dikkate alacağı bir husus değildir; borçlunun ileri sürmesi gerekir. Süresinde ve usulüne uygun biçimde ileri sürülmeyen zamanaşımı, sonradan gündeme getirilmek istendiğinde çoğu kez dinlenmez. Alacaklı tarafında ise durum tersine işler: borçlu zamanaşımını ileri sürdüğünde, sürenin kesildiğini veya durduğunu ispat yükü alacaklıya geçer. Bu nedenle dosya kurulurken her iki senaryo için ayrı bir belge listesi hazırlanmalıdır.
Süreyi kesen olayların kanıtı
- Borçlunun borcu kabul ettiğini gösteren yazışma, e-posta veya mesaj
- Kısmi ödemeye ilişkin dekont, makbuz ve muhasebe kaydı
- Faiz ödemesi veya teminat verilmesine dair belgeler
- Daha önce başlatılmış icra takibi dosyası ve tebligat evrakı
- Açılmış dava, arabuluculuk son tutanağı veya hakem başvurusu kayıtları
- Cari hesap ekstresi ile ticari defter kayıtlarının uyumlu dökümü
Yanlış yolun bedeli: itirazın iptali mi, kaldırılması mı
İcra takibine itiraz edildiğinde alacaklının önünde iki ayrı yol vardır ve bu yollar farklı mercilere aittir. İtirazın kaldırılması, belirli nitelikteki belgelere dayanan ve icra mahkemesinde görülen bir yoldur. İtirazın iptali ise genel mahkemede görülür ve daha geniş bir inceleme yapılır. Elindeki belge itirazın kaldırılması için yeterli değilken bu yolu seçen alacaklı, ret kararıyla karşılaşır; bu arada itirazın iptali için öngörülen süre işlemeye devam eder. Seçim, dosyaya konulacak belgenin niteliğine göre baştan yapılmalıdır.
Sözleşmedeki hükümlerin etkisi
Taraflar sözleşmeyle zamanaşımı sürelerini serbestçe belirleyemez; ancak muacceliyet, temerrüt ve ihtar şartlarına ilişkin düzenlemeler sürenin başlangıcını etkileyebilir. Bu nedenle zamanaşımı hesabı yapılırken yalnızca kanunî süreye bakmak yeterli değildir; sözleşmedeki vade, taksit ve ihbar hükümleri de aynı tabloya yerleştirilmelidir.
Bu değerlendirme genel bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır. Alacağın türü, tarafların sıfatı ve sözleşmenin kurgusu süreyi doğrudan etkilediğinden, takip veya dava yolu seçilmeden önce belgelerin bir hukukçu tarafından incelenmesi tavsiye edilir.