İçeriğe geç
AC

Zamanaşımı Def'inde Delil: Sürenin Başlangıcını ve Kesilmesini İspat Etme Rehberi

6 Haziran 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 81 görüntülenme Son güncelleme: 8 Ağustos 2026

Zamanaşımı, alacak ilişkilerinde hem davacının hem davalının hesap yapmak zorunda olduğu bir savunma aracıdır. Uyuşmazlıklarda tartışma çoğu zaman sürenin uzunluğunda değil, ne zaman başladığı ve kesilip kesilmediği noktasında düğümlenir. Bu iki soruyu belgeyle cevaplayabilen taraf, tartışmayı büyük ölçüde yönlendirir.

Sürenin Başlangıcını Belirleyen Olgu

Türk Borçlar Kanunu bakımından zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Uygulamadaki asıl güçlük, muacceliyet anının sözleşmede açıkça düzenlenmemiş olmasıdır. Böyle durumlarda ifa planı, teslim tutanakları, fatura tarihleri ve tarafların fiili uygulaması birlikte okunur. Genel zamanaşımı kural olarak on yıl iken, kanunda sayılan kira bedeli, ücret alacağı ve benzeri periyodik edimlerde beş yıllık süre uygulanır; bu nedenle alacağın hukuki nitelendirmesi süre tartışmasının önünde gelir.

Kesilme ve Durma Delillerinin Toplanması

Zamanaşımını kesen olguların çoğu yazılı ize sahiptir; sorun bu izlerin dağınık tutulmasıdır. Borçlunun borcu ikrar etmesi, kısmi ödeme yapması, faiz ödemesi veya teminat vermesi ile alacaklının dava açması ya da icra takibi başlatması bu kapsamda öne çıkar.

  • Kısmi ödemeye ilişkin banka dekontları, açıklama alanı da dâhil olmak üzere saklanır.
  • Borcu kabul anlamına gelebilecek yazışmalar tarih sırasıyla ayrı bir dosyada toplanır.
  • Daha önce başlatılıp düşen takipler varsa dosya safahatı temin edilir.
  • Cari hesap ilişkisi varsa mutabakat yazıları ayrıca değerlendirilir.

Def'inin İleri Sürülme Anı

Zamanaşımı hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz; borçlunun ileri sürmesi gerekir. Usul hukuku bakımından bu savunmanın zamanında yapılması belirleyicidir. Cevap dilekçesi verilmemesi ya da savunmanın genişletilmesi yasağına takılması hâlinde, esasen haklı bir def'i tamamen işlevsiz kalabilir. Bu nedenle borçlu tarafın ilk yapması gereken, süre tartışmasını cevap dilekçesinde açık ve ayrı bir başlık altında kurmaktır.

Sulh ile Yargılama Arasındaki Hesap

Zamanaşımı def'inin güçlü olduğu bir dosyada alacaklının müzakereye açık davranması, borçlu açısından yanıltıcı olabilir. Çünkü müzakere sırasında yapılacak bir kısmi ödeme veya borcu kabul içeren beyan, def'iyi ortadan kaldıracak sonuç doğurabilir. Bu nedenle görüşmeler, ödeme niyetini ifade etmeyen ve ihtirazi kayıt taşıyan bir yazışma diliyle yürütülmelidir.

  1. Def'inin gücü, delil durumu üzerinden önce yazılı olarak değerlendirilir.
  2. Müzakereye girilecekse yazışma dili baştan belirlenir ve tek elden yürütülür.
  3. Alacaklı tarafta ise süre dolmadan takip veya dava seçeneği tarih verilerek planlanır.
  4. Tüketici işlemi söz konusuysa TKHK kapsamındaki özel düzenlemeler ayrıca gözetilir.

Buradaki bilgiler genel çerçeve sunar. Sözleşmenin türü, edimin niteliği ve tarafların yazışma geçmişi süre hesabını kökten değiştirebileceğinden, somut alacak ilişkiniz için ayrıntılı hukuki inceleme yaptırmanız önerilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla