Sözleşmeden doğan alacaklarda en sık yapılan hata, karşı tarafa ihtar çekmenin süreyi güvence altına aldığı sanılmasıdır. Türk Borçlar Kanunu bakımından ihbar ve zamanaşımı birbirinden bağımsız iki kurumdur. Bu rehber, ihbarın hangi işlevi gördüğünü, zamanaşımının hangi işlemlerle kesildiğini ve süresi içinde yapılmayan başvurunun nasıl telafi edilebileceğini ele alır.
İhbar Süreyi Kesmez, Temerrüdü Doğurur
İhtarname göndermenin asıl işlevi borçluyu temerrüde düşürmek, gecikme faizini işletmek ve sözleşmeden dönme veya fesih hakkının kullanılabilmesi için gereken süreyi vermektir. Zamanaşımı ise ancak dava açılması, icra takibi başlatılması, borçlunun borcu ikrar etmesi ya da ödeme yapması gibi işlemlerle kesilir. Sadece ihtar çekerek beklemek, süre dolduğunda alacağı savunulamaz hale getirir. Buna karşılık borçlunun ihtara verdiği cevapta borcu kabul etmesi ikrar sayılabileceğinden, gelen cevaplar dikkatle saklanmalıdır.
Hangi Süre, Ne Zaman İşlemeye Başlar
- Sözleşmeden doğan alacaklarda kural olarak on yıllık genel süre uygulanır.
- Kira bedeli ve benzeri dönemsel edimlerde beş yıllık süre söz konusudur.
- Haksız fiilden doğan tazminatta zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren işleyen kısa süre ile fiil tarihinden itibaren işleyen uzun süre birlikte değerlendirilir.
- Süre kural olarak alacağın muaccel olduğu anda işlemeye başlar; taksitli edimlerde her taksit için ayrı hesaplanır.
- Sözleşmede vade belirlenmemişse muacceliyet anının tespiti başlı başına bir ispat sorunudur.
Def'i Süresinde İleri Sürülmezse
Zamanaşımı hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz; borçlunun bunu bir def'i olarak ileri sürmesi gerekir. Cevap dilekçesi verilirken bu def'i belirtilmezse, sonradan ileri sürülmesi karşı tarafın açık muvafakatine veya usul kurallarının izin verdiği hallere bağlı kalır. Davalı tarafta bulunuyorsanız, cevap dilekçesi hazırlanırken önce süre analizi yapılmalıdır. Davacı tarafta iseniz, karşı tarafın bu def'iyi ileri sürmesi ihtimaline karşı kesilme olgularını gösteren belgeler baştan dosyaya konulmalıdır.
Süreyi Koruyan Pratik Adımlar
- Sözleşme, teslim ve ödeme tarihlerini içeren tek bir zaman çizelgesi kurun.
- Her alacak kalemini kendi süresine göre ayrı satırda takip edin.
- Süre dolmaya yaklaşırken ihtar yerine icra takibi veya dava yolunu değerlendirin.
- Borçlunun kısmi ödemelerini tarih ve tutar olarak kayda geçirin; ikrar niteliği taşıyabilir.
- Yazışmalarda borcu kabul anlamına gelebilecek ifadelerden kaçının veya bilinçli kullanın.
Tüketici İşlemlerinde Ek Katman
Alacak bir tüketici işleminden kaynaklanıyorsa, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamındaki ayıp bildirimi ve başvuru yolları ayrıca işler. Ayıp bildirimi için öngörülen süreler ile alacağın zamanaşımı süresi aynı şey değildir; bildirim yapılmış olması davanın süresinde açıldığı anlamına gelmez.
Bu metin genel çerçeve sunar. Sözleşme tipine ve alacağın niteliğine göre uygulanacak süre değiştiğinden, hak kaybı yaşamamak için dosyanızı süre analizi yapılmış şekilde bir hukukçuyla gözden geçirmeniz önerilir.