İçeriğe geç
AC

Sözleşmesel Alacakta Zamanaşımı Def'i ve Yorum Uyuşmazlığında İspat

12 Haziran 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 82 görüntülenme Son güncelleme: 5 Ağustos 2026

Sözleşmeden doğan alacaklarda iki ayrı tartışma sık sık birbirine karışır: alacağın hâlâ istenebilir olup olmadığı ve sözleşmenin gerçekte neyi kararlaştırdığı. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu bakımından bu iki mesele farklı ispat araçlarıyla çözülür ve ikisinin karıştırılması, güçlü bir alacağın dahi sonuçsuz kalmasına yol açabilir.

Zamanaşımı Kendiliğinden Dikkate Alınmaz

Zamanaşımı, hâkim tarafından resen gözetilen bir husus değildir; borçlu tarafından usulüne uygun biçimde ileri sürülmesi gerekir. Bu nedenle davalı konumundaki taraf için def'in cevap dilekçesinde ve süresi içinde ileri sürülmesi kritik önemdedir. Davacı bakımından ise alacağın hangi tür sözleşmeden doğduğu belirleyicidir; zira sözleşme türüne göre farklı süreler öngörülmüştür ve süre, alacağın muaccel olduğu andan itibaren işlemeye başlar.

Kesme ve Durma Olaylarını Belgelemek

  • Borcun ikrar edildiğini gösteren yazışma veya kısmi ödeme kaydı
  • Gönderilen ihtarname ve tebliğ belgesi
  • Açılmış icra takibinin dosya kaydı ve tarihleri
  • Taraflar arasında yapılan ödeme planı protokolü
  • Dava açılmış ve sonradan takipsiz kalmışsa buna ilişkin karar

Kısmi ödemeler çoğu zaman farkında olunmadan süreyi yeniden başlatır; bu nedenle banka hareketlerinin taranması, süre dolmuş görünen dosyaları kurtarabilir.

Sözleşme Yorumunda Hangi Delil Ne Anlatır

Yorum uyuşmazlığında amaç, tarafların kullandığı sözcüklere değil gerçek ve ortak iradeye ulaşmaktır. Bu iradeyi gösteren kaynaklar sözleşme metniyle sınırlı değildir: müzakere yazışmaları, taslak sürümler arasındaki değişiklikler, ilk faturalar, uygulamanın ilk aylarda nasıl yürütüldüğü ve taraflar arasındaki önceki sözleşmeler birlikte değerlendirilir. Özellikle sözleşmeyi kaleme alan tarafın aleyhine yorum ilkesi, matbu metinlerde önem kazanır; tüketici işlemi söz konusuysa 6502 sayılı Kanun'un haksız şart denetimi ayrıca gündeme gelir.

Dava Türü Seçiminin Süreye Etkisi

Alacağın miktarı baştan belirlenemiyorsa belirsiz alacak davası, belirlenebiliyorsa kısmi veya tam eda davası tercih edilir. Bu seçim yalnızca harç meselesi değildir: kısmi davada talep edilmeyen kısım bakımından zamanaşımının işlemeye devam etmesi riski bulunur. Islah yoluyla artırılan taleplerde karşı tarafın zamanaşımı def'i ileri sürmesi ihtimali baştan hesaba katılmalıdır.

Dosyayı Kurarken İzlenecek Sıra

Önce muacceliyet tarihi tespit edilir, sonra süreyi kesen olaylar tarih sırasıyla dizilir, ardından yorum tartışmasına ilişkin belgeler ayrı bir ekte toplanır. Bu ayrım yapılmadığında iki tartışma birbirini gölgeler ve dilekçe dağınık hâle gelir.

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sözleşmenin türü ve tarafların sıfatı uygulanacak kuralları değiştirebileceğinden, metninizle birlikte hukuki görüş almanız uygun olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla