Sözleşmeden doğan alacaklarda hangi sürenin uygulanacağı, sözleşmenin nasıl nitelendirildiğine bağlıdır. Aynı belgeye satım, eser ya da hizmet sözleşmesi denmesi, hem süreyi hem de uyuşmazlığın görüleceği mercii değiştirebilir. Bu nedenle zamanaşımı tartışması aslında bir yorum tartışmasıdır ve dosyanın en başında ele alınması gerekir.
Zamanaşımı mı, Hak Düşürücü Süre mi
İki kavram uygulamada karıştırılır ama sonuçları taban tabana zıttır. Zamanaşımı kural olarak bir def'idir; ileri sürülmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz. Hak düşürücü süre ise hakkın kendisini sona erdirir ve yargılamanın her aşamasında gözetilir. TBK sisteminde alacaklar bakımından kural zamanaşımıdır; ancak bazı özel hükümlerde kısa hak düşürücü süreler öngörülmüştür.
Nitelendirme Süreyi Değiştirir
- Aynı ilişki eser sözleşmesi sayıldığında ayıba ilişkin süreler devreye girer.
- Kira ya da dönemsel edimler söz konusuysa daha kısa süreler gündeme gelebilir.
- İlişki TKHK kapsamında tüketici işlemi sayılıyorsa hem süre hem merci değişir.
- Ticari iş niteliğindeki ilişkilerde faiz ve temerrüt rejimi ayrıca etkilenir.
Başvuru Yerinin Süreye Etkisi
Alacaklının en riskli varsayımı, yaptığı her başvurunun süreyi koruduğunu düşünmesidir. Mahkemede açılan dava bakımından kesme etkisi bulunsa da, idari nitelikteki başvurular ya da karşı tarafa gönderilen yazışmalar aynı sonucu her durumda doğurmaz. Bu nedenle süre dolmak üzereyken tercih edilecek yol, tartışmalı bir başvuru değil, HMK hükümlerine göre açılacak dava olmalıdır.
Def'iyi Zamanında İleri Sürmek
Davalı tarafta ise tablo tersine döner. Zamanaşımı def'i cevap dilekçesinde açıkça ileri sürülmediğinde, sonradan bu savunmayı gündeme getirmek usul engellerine takılır. Def'i ileri sürülürken sürenin başlangıç tarihi de gösterilmeli; muacceliyet anı, teslim tarihi ya da son ödeme tarihinden hangisinin esas alındığı açıklanmalıdır.
Bu metin genel çerçeveyi aktarır; sözleşmenin metni ve tarafların uygulaması sonucu değiştirebilir. Süre tartışmalı bir dosyada gecikmenin telafisi çoğu kez mümkün olmadığından, değerlendirmenin bir hukukçuyla birlikte yapılması önerilir.